
ABD ordusu, yıllardır yaşanan en büyük sivil zarar olaylarını kabul etmesine rağmen 2025’teki düzinelerce mağdurun hesabını vermedi.

İsrail’e silah, mühimmat ve bunların parçalarının ticaretine kapsamlı bir yasak getirilmelidir. İhlallere katkıda bulunabilecek askerî ve güvenlik iş birliğine son verilmeli; ticaret ve ayrıcalıklı anlaşmalar askıya alınmalı, suçlardan sorumlu kişilere yaptırım uygulanmalıdır. Devletler, suçları kınarken bu suçların işlenmesinde kullanılan araçları finanse etmeyi sürdürmek yerine İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki hukuka aykırı varlığını ayakta tutan ticaret ve yatırımları durdurmalıdır.

Tacikistan, Orta Asya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri. Ancak işçi dövizlerine bağımlılık, TALCO gibi devlet şirketlerinin bütçe dışı borçları ve tamamlanmamış Rogun projesi, ekonomik yükselişi risklere açık bırakıyor.

Bağımsızlığını kazandığında dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Botsvana, elmas gelirlerini kamu hizmetleri, altyapı ve istikrarlı bir demokrasi kurmak için kullandı.

İslam Tarihi Kıssaları podcast serimizin bu bölümünde, Halife Süleyman bin Abdülmelik (rhm) döneminden aktarılan “Câbir-u Asarât’il Kirâm” kıssasını dinliyoruz. Kaan Hoca’nın anlatımıyla; iyilik sahibi insanların hatalarını telafi etmenin, zor durumda kalanlara merhametle yaklaşmanın ve gücü adaletle kullanmanın önemini ele alan bu ibretli kıssanın günümüze uzanan mesajları üzerinde duruyoruz.

İran’ın tasavvur ettiği düzende Hürmüz, milletlerarası bir geçiş yolu olmaktan tedricen çıkarak Tahran’ın ruhsat dağıttığı jeopolitik bir gişeye dönüşüyor. Dostsan geç, hasımsan bekle; kararsızsan müracaat formunu doldur.

Önerilen anlaşma, Hürmüz’ün yeniden açılmasını ABD’nin vereceği tavizlere bağlayıp Husiler üzerindeki baskıyı hafifletirken Tahran’a Körfez’deki deniz taşımacılığı üzerinde daha fazla kontrol sağlayacak.

Libya’nın hidrokarbonlarına yönelik talep giderek artıyor. Ülkenin bundan tam anlamıyla yararlanabilmesi için yeni bir ekonomik stratejiye ihtiyacı var.

Gün Olur Asra Bedel kitabında bu işkence yöntemini okuyucularına aktaran Kırgız edebiyatçı Cengiz Aymatov, işkenceye maruz kalıp hafızasını kaybeden ve sahibinin kölesi hâline gelen insana “mankurt” adını vermiş; ayrıca dünya edebiyatına ve literatüre, kimliğini ve öz benliğini kaybeden kişi anlamına gelen bu kavramı kazandırmıştır.