Fotoğraf: Pentagon Sözcüsü Sean Parnell’in 1 Ağustos 2026’da X’te yaptığı bir paylaşımda, bir asker ile Kutsal Kitap’tan alınan “BENİ GÖNDER” ifadesi görülüyor. Ekran görüntüsü: @SeanParnellASW / X
Üst düzey askerî liderler, İran’la savaşın ABD kuvvetlerini zorladığı, kritik füze savunma sistemlerini tükettiği ve ordunun İsrail’i korumaya devam etmek için yeterli deniz gücünden yoksun kaldığı konusunda özel olarak uyarılarda bulunurken Pentagon, resmî sosyal medya mesajlarında Hristiyan kutsal metinlerine yöneldi.
Cumartesi günü Savunma Bakanlığına ait iki X hesabı, üzerinde “BENİ GÖNDER” yazan görseller paylaştı. Bakanlığın Hızlı Müdahale hesabı, bir uçak gemisinin üzerinde uçan helikopteri izleyen bir askerin fotoğrafının üzerine bu ifadeyi yerleştirdi. Pentagon’un baş sözcüsü Sean Parnell ise bir paylaşımında Yeşaya 6:8’den alıntı yaptı ve karanlıkta siluet hâlinde görünen bir askerin fotoğrafının üzerine büyük harflerle aynı ifadeyi yazdı. Savaş Bakanlığının resmî hesabı da her iki paylaşımı yeniden yayımladı.
Yeşaya 6:8, İbranice Kutsal Kitap’ta ve Eski Ahit’te yer alan, peygamber Yeşaya’nın ilahî bir çağrıya cevap verdiği bir ayettir. Tanrı, “Kimi göndereyim?” diye sorduğunda Yeşaya, “İşte ben. Beni gönder.” diye cevap verir. Bu pasaj, birçok Hristiyan geleneğinde Tanrı’nın ilahî bir göreve çağrısını kabul etmenin ifadesi olarak yaygın biçimde kullanılır. Takip eden ayetlerde ise Tanrı’nın Yeşaya’yı, şehirlerin “insansız”, evlerin boş ve ülkenin “tamamen ıssız” kalmasıyla sonuçlanacak bir hüküm mesajını ilan etmek üzere gönderdiği, ardından da nihai bir yeniden toparlanmanın geleceği anlatılır.
Din tarihçisi Jemar Tisby, Yeşaya 6:8’in Amerikan Evanjelik kültüründe “neredeyse tamamen bağımsız bir misyon ayeti olarak” işlev gördüğünü; misyonerlik konferanslarında, dinî görevlendirme törenlerinde ve iman çağrılarında hizmet etmeye hazır olunduğunu ilan etmek için yaygın biçimde kullanıldığını söyledi. Tisby, “Yeşaya 6’nın en önemli bağlamı, çoğu insanın gözden kaçırdığı kısmı, yıkımın Tanrı’nın ahit yaptığı halkın başına gelmesidir.” dedi. “Burada söz konusu olan yabancı bir düşman değil, gönderen ulustur.”
Kutsal Kitap’tan yapılan bu alıntıyla tam olarak ne anlatılmak istendiği belirsiz. Pentagon, paylaşımların bir inanç ifadesi mi yoksa din propagandası mı olduğu, İran’la savaşa ilişkin bir mesaj mı taşıdığı ya da koordineli bir iletişim stratejisinin parçası mı olduğu yönündeki The Intercept’in sorularını yanıtlamayı reddetti. Bir Pentagon sözcüsü, “Bu konuda size söyleyecek bir şeyimiz yok.” dedi.
Paylaşımlar, Savunma Bakanı Pete Hegseth döneminde dinin Savunma Bakanlığındaki rolü konusunda aylardır süren tartışmaların ardından geldi.
Mart ayında The Intercept, Hristiyan aktivist ve Charlie Kirk’ün eşi Erika Kirk’ün Hava Kuvvetleri Akademisi Ziyaretçi Kuruluna atanmasının eski askerî liderleri ve anayasa savunucularını endişelendirdiğini bildirmişti. Bu kişiler, atamanın akademiyi askerî liderlik konusunda açıkça ideolojik bir anlayışa doğru sürükleyebileceği uyarısında bulunmuştu.
Aynı ay, daha sonra Kongre kayıtlarına da giren haberlerde, 100’den fazla askerin şikâyetlerine yer verildi. Bu askerler, komutanlarının İran’la savaşı “Tanrı’nın ilahî planının bir parçası” olarak tanımladığını ve askerleri çatışmaya Kutsal Kitap perspektifinden bakmaya teşvik ettiğini ileri sürüyordu. Cumartesi günkü paylaşımlar ise benzer bir dinî dili doğrudan Savunma Bakanlığının resmî sosyal medya hesaplarına taşıdı.
Tisby, Pentagon’un son dönemdeki mesajlarını daha geniş bir eğilimin parçası olarak gördüğünü söyledi.
Tisby, “Hegseth’in Douglas Wilson’la bağlantılı dinî etkileri ve Pentagon’da ibadet törenleri başlatmış olması göz önüne alındığında, bu durum Hristiyanlığın dar bir yorumunu orduya ve daha genel olarak federal hükümete dâhil etmeye yönelik daha geniş bir çabanın parçası gibi görünüyor.” dedi.
Tisby, Pentagon’un son mesajlarını George W. Bush yönetimi döneminde yaşanan bir tartışmayla karşılaştırdı. O dönemde Pentagon, Irak Savaşı sırasında dönemin Savunma Bakanı Donald Rumsfeld için hazırlanan istihbarat brifinglerinde Kutsal Kitap’taki aynı pasajı, Yeşaya 6:8’i kullanmıştı. Ayetin bu şekilde kullanıldığı 2009 yılında kamuoyuna yansıdı ve din bilimcilerin eleştirilerine yol açtı. Eleştirmenler, ayetin Kutsal Kitap’taki daha geniş bağlamından koparıldığını savundu. Tisby, “Rumsfeld döneminde Kutsal Kitap ayetlerinin askerî bağlamlarda yanlış biçimde kullanılmasına karşı kamuoyunda tepki oluştu ve yönetim geri adım attı.” dedi. “Şimdiki yönetim ise bu çerçevelemeyi özellikle benimsiyor.”
Bu mesajlar, kurumsal açıdan dikkate değer bir değişime işaret ediyordu. Önceki tartışmalar, tek tek komutanların veya siyasi atamayla göreve gelen kişilerin açıklamaları etrafında dönüyordu. Bu kez ise Savunma Bakanlığına ait birden fazla resmî hesap aynı Kutsal Kitap pasajını yaydı ve Pentagon bunun nedenini açıklamayı reddetti.
Bu durum, Pentagon’un paylaşımının mutlaka Anayasa’yı ihlal ettiği anlamına gelmiyor. Birinci Değişiklik genel olarak hükümetin resmî faaliyetleri aracılığıyla bir dini teşvik etmesini veya diğerlerine üstün tutmasını yasaklıyor. Bununla birlikte mahkemeler, “Tanrı’ya Güveniyoruz” şeklindeki ulusal slogan da dâhil olmak üzere, dine yönelik bazı geleneksel atıflara uzun zamandır izin veriyor.
Çalışmaları anayasa hukuku ve din üzerine yoğunlaşan Cornell Hukuk Fakültesi Jane M.G. Foster Hukuk Profesörü Nelson Tebbe, Pentagon’un paylaşımının uzun süredir kullanılan bu örneklerden farklı olduğunu söyledi. Bunun nedeni, genel bir dinî ifade yerine Kutsal Kitap’tan belirli bir pasaja dayanması ve dolayısıyla ordu mensupları üzerinde daha doğrudan bir etki yaratabilme ihtimaliydi.
Tebbe, Yüksek Mahkemede yaygın biçimde kullanılan “Tanrı bu şerefli Mahkemeyi korusun” gibi ifadelere işaret ederek, “Hükümetin dine yönelik küçük çaplı destek ifadelerine sıkça rastlanıyor.” dedi. “Pentagon sözcüsünü içeren bu özel örnek ise daha az önemsiz veya tali nitelikte.”
Buna rağmen Tebbe, Yüksek Mahkemenin son dönemde aldığı kararların, bir mahkemenin Pentagon’un paylaşımını hukuka aykırı bulmasını pek olası kılmadığını söyledi.
“Yüksek Mahkeme son dönemde, özellikle hükümetin kendi söyleminde dini desteklemesini yasaklayan doktrin açısından, Kuruluş Maddesi’ni zayıflattı.” dedi. “Yüksek Mahkemenin bu tür bir uygulamayı geçersiz kılma ihtimalinin yok denecek kadar az olduğunu söyleyebilirim.”
Hukuk akademisyenleri, bu anayasal meselenin, aktif bir çatışma sırasında Pentagon’un verdiği mesajların pratik sonuçlarından ayrı bir konu olduğunu söylüyor.
Din ve Amerikan ordusu üzerine çalışan Illinois Urbana-Champaign Üniversitesi din profesörü Jonathan Ebel, “Bana göre daha sorunlu olan ve aynı zamanda öngörülebilir de sayılabilecek şey, ilahî çağrıyla askerî görevin ve hizmetin birbirine karıştırılmasıdır.” dedi.
Eski bir Hava Kuvvetleri askerî hukukçusu ve askerî hukuk profesörü Rachel VanLandingham ise şöyle dedi: “Bu kadar açık Hristiyan söylemi, ABD ordusunun meşruiyetine zarar vermenin ve Hristiyan olmayan askerleri yabancılaştırmanın yanı sıra, bu bağlamdaki böylesine bariz Kutsal Kitap vurgusu İran’a karşı dinî bir savaş yürütüldüğü izlenimini veriyor ve ‘Büyük Şeytan’ın İslam’a savaş açmak istediği yönündeki İran propagandasını aptalca bir biçimde doğruluyor.”

İran liderleri, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana ABD’yi “Büyük Şeytan” olarak adlandırarak Washington’ı hem jeopolitik bir rakip hem de dinî bir düşman olarak tasvir ediyor. VanLandingham, İranlı yetkililerin ABD ve İsrail’le yaşanan çatışmaları defalarca İslam’a karşı yürütülen bir mücadelenin parçası olarak çerçevelediğini ve bunun Pentagon’un resmî Kutsal Kitap mesajlarını propaganda amacıyla kullanılmaya özellikle elverişli hâle getirdiğini söyledi.
VanLandingham, Pentagon’un mesajlarının, silahlı kuvvetlerin dinî inançlardan ziyade anayasal ilkelere bağlı kalması gereken bir dönemde askerî profesyonelliğin yerini dinî sembolizmin alması riskini doğurduğunu söyledi.
“Din savaşı, topyekûn savaşa uzanan kaygan bir zemindir.” dedi. “ABD ordusu, Eski Ahit’teki Kutsal Kitap pasajlarına değil, şerefe ve hukuka bağlılık temelinde savaşır.”
Kaynak: theintercept.com




