BM Dünya Gıda Programı (WFP), 19 Ekim 2026’da finansman yetersizliği nedeniyle Gazze’de aylık gıda yardımı sağladığı kişi sayısını 1,6 milyondan 1,1 milyona düşürmek zorunda kaldığını açıkladı. Bu durum, Gazze’deki yaklaşık 500.000 Filistinliyi hayati önem taşıyan bu yardımdan mahrum bıraktı. WFP ayrıca gıda paylarını yarıya indirdi, günlük sıcak yemek dağıtımını 250.000’den 150.000’e düşürdü ve korunmasız ailelere verilen nakit yardımını azalttı. World Central Kitchen da mayıs ayında gıda yardımı programında benzer kesintiler yaptığını duyurmuş; halkın ihtiyaçları değişmemesine rağmen azalan mali imkânları nedeniyle Gazze’de dağıttığı günlük bir milyon sıcak yemeği yarım milyona indirmişti.

Bu kesintiler, Gazze’de yaklaşık 1,4 milyon kişinin kriz düzeyinde veya daha ağır akut gıda güvensizliği yaşadığı, yaklaşık 200.000 Filistinlinin ise acil durum koşullarıyla karşı karşıya bulunduğu bir sırada gerçekleşiyor. İnsanlar derme çatma çadırlarda, İsrail’in süregelen kuşatması ve bombardımanı altında yaşıyor ve yok edilmeye zorlanmak amacıyla temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılıyor. İsrail, jeneratörlerin çalıştırılması için gereken hayati önemdeki petrol ve yakıtı engelledi. Gazze Sağlık Bakanlığı, 21 Ekim’de hastanelerde kritik malzemelerin tükendiği uyarısında bulundu. Sözde ateşkesten bu yana Gazze genelinde şiddetlenen saldırılarda 1.481 Filistinli öldürüldü, 5.410 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de öldürülen Filistinlilerin sayısı 74.370’e, yaralananların sayısı ise 175.371’e ulaştı.

İsrail insani yardımları ve ticari malları engelliyor

Gazze’ye ticari mal girişinin İsrail tarafından durdurulması, vahim durumu daha da ağırlaştırdı. İsrailli yetkililer, 15 Ekim 2026’da ticari malların artık Gazze’ye girmeyeceğini açıkladı ve bu kararı yerel tüccarlarla yaşanan anlaşmazlığa ve Hamas’ın uyguladığı öne sürülen ücretlere bağladı. Aynı zamanda İsrail’deki Knesset seçimlerinin adayları, İsrailli protestoculara katılarak Gazze’ye giden insani yardım konvoylarını fiziksel olarak engelliyor.

Ticari mal girişine yönelik kısıtlamalar; İsrail’in apartheid rejimi, hukuka aykırı işgali ve Gazze’ye uyguladığı 19 yıllık kuşatma ve kapatma politikası altında süregelen yoksunluk ve toplu cezalandırmanın daha geniş insani sonuçları bağlamında değerlendirilmelidir. İsrail’in “çift kullanımlı” olarak nitelendirdiği ürünlerin Gazze Şeridi’ne girişini sistematik biçimde reddetmesi ve temel yeniden inşa malzemelerinin girişini Hamas’ın “silahsızlandırılması” taleplerine bağlayarak engellemesi de bu bağlama dâhildir. Tek başına insani yardım sevkiyatları, Gazze’de sivil yaşamın ve işleyen piyasaların sürdürülebilmesi için gerekli olan sürekli ticari mal akışının yerini tutamaz.

İsrail aynı zamanda ilhakçı yerleşimci sömürgecilik girişimini sürdürmek amacıyla UNRWA’yı dağıtmaya ve Filistinli mültecilerin korunmasını ortadan kaldırmaya çalışarak Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) İşgal Altındaki Filistin Toprakları’na bütün erişimini engellemeyi sürdürüyor. Gazze’de ve çevresinde insani yardımın ana damarı olan UNRWA’ya yönelik İsrail saldırıları, Uluslararası Adalet Divanının 22 Ekim 2025 tarihli UNRWA danışma görüşünün ve Güney Afrika-İsrail davasında İsrail’in Gazze’ye “geniş ölçekte” insani yardım girişini kolaylaştırmasını emreden kararlarının açık bir ihlalidir.

Bu azaltmalar ve kısıtlamalar, İsrail’in uygulamayı sürdürdüğü soykırım niteliğindeki koşullar bağlamında da anlaşılmalıdır: Geçim kaynaklarının yok edilmesi, sürekli yerinden edilme, yetersiz barınma koşulları, temiz suya ve sanitasyona sınırlı erişim, yakıt ve yeniden inşa malzemelerinin engellenmesi ve yeterli ve besleyici gıdaya ulaşmanın önüne İsrail tarafından sürekli engeller çıkarılması. İnsani yardımların geri çekilmesi veya azaltılması Filistinliler açısından derhâl ortaya çıkan ve ölümcül olabilecek sonuçlar doğurmaktadır. Devletler ve bağışçılar, WFP, UNRWA ve World Central Kitchen gibi insani yardım kuruluşlarının Gazze’deki faaliyetlerini sürdürebilmelerini ve genişletebilmelerini acilen sağlamalıdır.

Aç bırakma yasağı mutlaktır

Sivillerin aç bırakılması mutlak biçimde yasaktır. Koruma altındaki bir grubu yok etme kastıyla aç bırakmak soykırım teşkil eder. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı, insani yardımlarla temel hizmetlerin engellenmesi ve sekteye uğratılmasının soykırım eylemleri olarak oynadığı rolü ele almıştır. Bu mahkemeler, bu tür yaşam koşullarının “gıda, tıbbi bakım, barınak veya giysiden yoksun bırakmayı ve hijyen eksikliğini”, “grubu yalnızca hayatta kalmaya yetecek bir yaşam düzenine tâbi tutmayı… temel sağlık hizmetlerini asgari gereksinimin altına düşürmeyi…” ve genel olarak “yavaş bir ölüme yol açacak koşullar yaratmayı” kapsayabileceğini belirtmiştir.

Gazze halkı, diplomatik ilerleme beklerken İsrail’in süregelen saldırılarına maruz bırakılarak güvensiz barınaklarda bir kış daha geçiremez. Her gecikme daha fazla cana mal olmakta ve sonuçları nesiller boyu sürecek bir soykırımı derinleştirmektedir.

Üçüncü devletler acilen harekete geçmelidir:

  • İnsani yardımın derhâl ve engelsiz biçimde ulaştırılmasını sağlamak: Sınır kapılarının açılması, bütün kısıtlamaların kaldırılması ve gıda, su, yakıt, ilaç, tıbbi ekipman, barınma malzemeleri ve diğer temel ihtiyaçların Gazze’ye “geniş ölçekte” girişinin ve dağıtımının sağlanması talep edilmelidir.

  • Yeniden inşa malzemelerinin girişini talep etmek: Enkazın güvenli biçimde kaldırılması, altyapının onarılması ve hayati tesislerin yeniden çalışır hâle getirilmesi için gereken yeniden inşa malzemelerinin, ağır makinelerin, mühendislik ekipmanlarının, yedek parçaların ve diğer temel ürünlerin girişine izin verilmelidir. Hayat kurtarıcı yeniden inşa malzemelerinin girişi, silahsızlandırmaya ilişkin siyasi şartlara bağlanamaz.

  • İsrail’e askerî, ekonomik ve diplomatik yaptırımlar uygulamak: Devletler, uluslararası hukuk ve Silah Ticareti Antlaşması uyarınca soykırımı önlemek için İsrail’e yönelik bütün silah, mühimmat ve askerî teçhizat transferlerini sona erdirmelidir.

  • İyileşme sürecinin hak temelli ve Filistin merkezli olmasını sağlamak: Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını koruyan, Filistinlilerin geri dönüş hakkını kolaylaştıran, temel hizmetlerle geçim kaynaklarını yeniden tesis eden ve sivilleri zorla yerinden edilmeye, mülksüzleştirilmeye ve ayrımcı kısıtlamalara karşı koruyan bir yeniden inşa süreci desteklenmelidir.

  • Soykırımın temel nedenlerini ele almak: Uluslararası Adalet Divanının 19 Temmuz 2024 tarihli Filistin danışma görüşündeki tavsiyeler uygulanarak İsrail’in İşgal Altındaki Filistin Toprakları’ndaki hukuka aykırı varlığı sona erdirilmeli ve İsrail’in Yeşil Hat’ın her iki tarafındaki ayrımcı yerleşimci sömürgeci apartheid rejimi ortadan kaldırılmalıdır.

 

Kaynak: El-Haq