Görsel: 28 Ağustos 2024’te Libya’nın Ras Lanuf kentindeki Ras Lanuf Petrol ve Gaz Şirketi’nden genel bir görünüm. [Arşiv: Mohammed Al-Hadad/Reuters]
ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın tetiklediği küresel enerji krizinin giderek ağırlaşmasıyla alternatif enerji kaynakları, ticaret yolları ve ortaklıklar bulmak için çaresiz kalan Avrupa ülkeleri, çözüm arayışıyla Akdeniz’in karşı kıyısına yöneldi.
Bunun sonucunda Kuzey Afrika’daki hükümetler stratejik değerlerini yeniden değerlendirmeye başladı. Cezayir, köklü bir doğal gaz tedarikçisi olması sayesinde özellikle güçlü bir konumda bulunurken Mısır; altyapı, rafinaj kapasitesi ve Süveyş Kanalı üzerinden geçiş imkânı sunabiliyor.
Libya’nın stratejik değeri de arttı. Ülke, Afrika’nın en büyüğü olan yaklaşık 48 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervine sahip ve günde 1,5 milyon varil petrol üretiyor. Ayrıca önemli doğal gaz rezervleri bulunuyor.
Libya petrolü Akdeniz üzerinden uluslararası pazarlara ulaşıyor. Greenstream doğal gaz boru hattı ise ülkedeki Mellitah tesisini doğrudan Avrupa’ya bağlıyor.
Libya, petrol ve doğal gaz ihracatı bakımından Körfez’in yerini alamaz; fakat yalnızca Avrupa’da değil, dünyanın başka bölgelerindeki kaynak çeşitlendirme çabalarında da önemli bir aktör hâline gelebilir. Ülkenin karşılaştığı güçlük, yapısal kısıtlamalar ve güvensizlik ortamında bu fırsattan nasıl tam olarak yararlanacağıdır.
Ülke içindeki enerji güvensizliği
Libya aynı anda hem büyük bir enerji ihracatçısı hem de enerji güvensizliği yaşayan bir devlettir. Ülke çok büyük petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olmasına rağmen verimsiz iç enerji sistemi nedeniyle Libyalılar düzenli elektrik kesintileri yaşıyor.
Libya’nın doğal gaz üretiminin yüzde 70’inden fazlası, büyük ölçüde elektrik üretiminde kullanılmak üzere ülke içinde tüketiliyor. Üretim hem iç ihtiyaçları hem de ihracat taahhütlerini karşılamakta zorlandı. Bunun sonucunda doğal gaz ihracatı, 2019’daki yaklaşık 200 milyar fitküpten yıllar içinde gerileyerek 2025’te 35 milyar fitküpe düştü ve son 22 yılın en düşük ihracat seviyesine indi.
Bu kaynakların büyük bir bölümü, ülke içindeki rafinaj kapasitesi büyük ölçüde gelişmemiş ve talebi karşılayamayacak durumda olduğu için ithal edilen rafine yakıtların sübvanse edilmesine harcanıyor.
Ülke içindeki enerji durumu; siyasi parçalanma, kurumlar arasındaki anlaşmazlıklar ve çatışmalar nedeniyle üretimde dönem dönem yaşanan kesintiler yüzünden daha da ağırlaşıyor.
Bu sorunlar ele alınmadan ihracatın artırılması, ülke içindeki enerji güvenliği ihmal edilirken yurt dışındaki enerji güvenliğinin güçlendirilmesi riskini taşır. Bu da zaten kırılgan olan bir ülkede daha fazla istikrarsızlığın reçetesidir.
Fırsat mı, tuzak mı?
İran savaşının tetiklediği küresel enerji krizi, Libya’nın hidrokarbon gelirlerini artırması için kuşkusuz büyük bir fırsat sunuyor. Fakat beraberinde bir risk de getiriyor.
Bu ayın başlarında Akdeniz Enerji Uzmanları Çevresi’nin beşinci toplantısında belirttiğim gibi Libya petrolü ve doğal gazına yönelik talebin artması, ülkenin onlarca yıldır kurtulmaya çalıştığı ekonomik modeli güçlendirebilir: Hidrokarbon üretmek, bunları ihraç etmek, gelirleri dağıtmak ve yapısal reformu ertelemek.
Bu model, Libya’nın sahip olduğu kaynak zenginliğinin bütün ekonomik potansiyelinden yararlanmasına izin vermiyor. Libya devletini ekonomik durgunluğu ve verimsizliği teşvik eden, fazlasıyla tanıdık “kaynak lanetine” hapsediyor.
Bu nedenle Libya’nın artan enerji talebinden yararlanırken elde ettiği gelirleri enerji sistemini dönüştürmek amacıyla kullanması hayati önem taşıyor.
Bu; yakılarak boşa harcanan doğal gazın değerlendirilmesi, elektrik üretimi ve iletim sistemlerinin modernleştirilmesi, ekonomik açıdan uygulanabilir olduğu yerlerde ülke içindeki rafinaj kapasitesinin genişletilmesi, sübvansiyonların yeniden düzenlenmesi, yenilenebilir enerjiye ciddi yatırımlar yapılması ve sürdürülebilir bölgesel enerji iş birliğine katılım anlamına geliyor.
Libya’nın Ulusal Sürdürülebilir Enerji Stratejisi, 2035 yılına kadar elektrik üretiminin yüzde 22’sini yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor. Bu iddialı hedef, güvenlik ve yönetişim koşullarında büyük ve olumlu değişimler gerektiriyor. Artan gelir akışı, sürecin harekete geçirilmesine yardımcı olabilir.
Dikkate alınması gereken bir diğer önemli husus, ülkenin artan yabancı ilgisine nasıl yaklaşması gerektiğidir. Libya’nın 2007’den bu yana düzenlediği ilk büyük petrol ve doğal gaz ruhsatlandırma turu şubat ayında tamamlandı. ABD’den Chevron, İtalya’dan Eni, QatarEnergy, İspanya’dan Repsol, Macaristan’dan MOL, Nijerya’dan Aiteo ve Türkiye’den TPAO yeni ruhsatlar aldı.
Enerji alanında ticari çıkarlar ile jeopolitik çıkarlar nadiren tamamen birbirinden ayrılır. Bu durum, Libyalılar tarafından tutarlı biçimde yönetilmesi hâlinde Libya’ya pazarlık gücü kazandırır. Libya, dış aktörlerin tek tek varlıklar ve ilişkiler için rekabet ettiği bir sahaya dönüşmek yerine, çeşitlendirilmiş ortaklıkları yatırım ve teknoloji çekmek, aynı zamanda herhangi bir tek ortağa bağımlılığı azaltmak için kullanabilir.
Enerji ihracatçılığından Akdeniz enerji merkezine
Libya’nın amaçladığı dönüşüm kendi sınırlarıyla sınırlı kalmamalıdır. Stratejik hedefi; komşu devletlerle iş birliğini genişleterek ve mevcut üretim kapasiteleri ile altyapıdan yararlanarak bir Akdeniz enerji merkezinin ayrılmaz aktörü hâline gelmek olmalıdır.
Libya’nın doğusundaki Mısır, büyük bir elektrik sistemine ve önemli rafinaj ve işleme kapasitesine sahip. Batısındaki Tunus ise daha geniş Mağrip bölgesine ve giderek artan ölçüde Avrupa pazarlarına erişim sağlıyor. Libya; muazzam hidrokarbon kaynakları, kayda değer güneş enerjisi potansiyeli ve her iki komşusuyla mevcut enerji bağlantıları sayesinde bu iki ülkenin arasında yer alıyor.
Bölgesel enerji entegrasyonunu derinleştirmek için önemli adımlar şimdiden atıldı. Mısır ve Libya ocak ayında arama faaliyetlerini ve ham petrol rafinajının geliştirilmesini kapsayan bir enerji iş birliği anlaşması imzaladı. İki ülke ayrıca Tobruk’u İskenderiye’ye bağlayacak 800 kilometrelik bir boru hattının inşasını görüşüyor. Bir milyar dolar değerindeki proje, Libya ham petrolünü doğrudan Mısır’daki rafinerilere taşıyacak.
Libya ile Tunus da iş birliğini genişletiyor. Libya-Tunus ortak şirketi Joint Oil, bu ayın başlarında yaklaşık 3 bin kilometrekarelik ortak açık deniz sahasını ve sınır ötesindeki Zarat petrol ve doğal gaz keşfinin geliştirilmesini kapsayan uluslararası bir ruhsatlandırma turu başlattı. Ruhsatların resmen Nisan 2027 sonuna kadar verilmesi bekleniyor.
Buradaki risk, genişleyen iş birliğinin bağımlılığa dönüşebilmesidir. Libya’nın Hürmüz Boğazı krizinden çıkarabileceği ders, bundan nasıl kaçınılacağıdır. Ülkenin kendisini koruyabilmek için hâlâ yeterli düzeyde yerli elektrik üretimine, rafinaj ve üretim kapasitesine ihtiyacı var.
Bölgesel entegrasyon yeni kırılganlıklar yaratmak yerine seçenekleri artırmalıdır: daha fazla pazar, daha fazla elektrik bağlantısı, daha fazla işleme seçeneği ve daha fazla ihracat güzergâhı.
Dolayısıyla hedef; ihtiyaçlara ve koşullara bağlı olarak doğru sırayla gerçekleştirilen uzmanlaşma, bağlantı ve yedeklilik olmalıdır.
Stratejik yeniden yapılanma zamanı
İran savaşı Libya’ya, geçici olarak yükselen hidrokarbon fiyatlarından potansiyel olarak daha değerli bir şey kazandırdı: yenilenmiş stratejik önem. Fakat stratejik önemin artması, ülkeyi kendiliğinden daha güvenilir bir enerji ortağı hâline getirmez.
İlkini ikincisine dönüştürmek, yalnızca ülke içindeki petrol ve doğal gaz sektörüne değil, genel ekonomik kalkınmaya ve bölgesel jeopolitiğe yönelik de kökten farklı bir yaklaşım gerektiriyor.
Libya bu fırsatı stratejik bir yeniden yapılanma gerçekleştirmek için kullanmalıdır: Boşa harcanan doğal gazı geri kazanırken üretimi artırmalı, elektrik altyapısını iyileştirmeli, rafinaj ve yenilenebilir enerji sektörlerini geliştirmeli, bölgesel bağlantıları ve iş birliğini güçlendirmeli ve uluslararası ortaklar arasındaki rekabeti yatırım çekmek için değerlendirmelidir.
Libya, enerji piyasasında daha da büyük bir aktör olmak için gerekli kaynaklara ve coğrafi konuma zaten sahip. Asıl soru, geri kalan unsurları inşa edip edemeyeceğidir.
Kaynak: Al-Jazeera




