Görsel: Bir İsrail kuadkopteri, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadırların üzerine bombalar bırakıyor. 20 Ekim 2024 (Al Jazeera).

Cenevre – İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ndeki Filistinli sivilleri kasten öldürmek için silahlı kuadkopter dronları kullanmayı sürdürüyor. Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med Monitor), 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden Eylül 2026’nın başına kadar bu dronların açtığı ateş veya bıraktığı mühimmatlar nedeniyle en az 60 sivilin öldürüldüğünü belgeledi.

Bu olayların ateşkesten sonra tekrar tekrar yaşanması ve çocukların, yerinden edilmiş kişilerin, çiftçilerin, çobanların ve evlerini kontrol etmek için geri dönen insanların hedef alınması, Filistinli sivillerin kasten öldürülmesine yönelik süregelen bir örüntüyü gözler önüne seriyor. İsrail bu süreçte, hedef alınan kişilerin açıkça sivil olmasına, çatışmalara katılmamasına ve İsrail kuvvetleri ya da başkaları açısından yakın bir tehdit oluşturmamasına rağmen belirli kişileri teşhis edebilen, hareketlerini takip edebilen ve onları hassas biçimde vurabilen askerî teknolojiler kullanıyor.

Kuadkopterler, bazı sistemleri tek bir asker tarafından kullanılabilen küçük, çok rotorlu taktik dronlardır. Gündüz ve termal kameralarla, hedef tanımlama ve takip sistemleriyle ve silah sabitleme sistemleriyle donatılabilirler. Göreve bağlı olarak bazı modellerine 5,56 mm ve 7,62 mm silahlar veya 40 mm patlayıcı mühimmatlar da takılabilir. Bu, operatörün kişileri yakından izlemesine, hareketlerini takip etmesine ve ardından yüksek isabet oranıyla üzerlerine ateş açmasına veya mühimmat bırakmasına imkân verir.

Bu teknik kabiliyetler operatöre, ateş açmadan önce hedef alınan kişiyi gözlemleme, kimliğini doğrulama ve hareketlerini takip etme olanağı sağlar. Bu durum, hedefin belirlenmesinde hata payını büyük ölçüde daraltır ve hedefin sivil niteliği anlaşıldığında ya da statüsü hakkında herhangi bir şüphe bulunduğunda saldırıdan kaçınma yükümlülüğünü ağırlaştırır. Bu nedenle, açıkça sivil oldukları, çatışmalara doğrudan katılmadıkları ve yakın bir tehdit oluşturmadıkları hâlde çocukların, yerinden edilmiş kişilerin, çiftçilerin ve çobanların bu dronlardan açılan doğrudan ateş veya bırakılan mühimmatlarla tekrar tekrar öldürülmesi; birlikte değerlendirildiğinde, sivillerin hatalı teşhis sonucunda ya da kazara vurulmadıklarına, bizzat saldırının hedefi olarak kasıtlı biçimde seçildiklerine dair güçlü kanıt oluşturmaktadır. Bu tür saldırılar başlı başına yasaktır; askerî zorunlulukla haklı gösterilemez veya orantılılık değerlendirmesine tabi tutulamaz. Çünkü bir sivile doğrudan saldırmak en başından itibaren yasaktır ve askerî zorunluluğa ya da orantılılık kurallarına başvurularak hukuka uygun hâle getirilemez.

Euro-Med Monitor’ün topladığı veriler, ateşkesten bu yana kuadkopterlerle gerçekleştirilen saldırılarda en az 60 sivilin öldürüldüğünü gösteriyor. Gazze Sağlık Bakanlığı ise açıklamanın yapıldığı tarih itibarıyla aynı dönemde İsrail kuvvetleri tarafından öldürülen Filistinlilerin toplam sayısının 1.368’e ulaştığını bildirdi.

Saha gözlemleri, bu dronların kullanımında üç temel örüntü ortaya çıkardı. Birincisi, operatörün görebildiği ve ayırt edebildiği kişilere yönelik hassas ve doğrudan ateşti. İkincisi, sivil toplulukların ve yerinden edilmiş kişilerin barındığı çadırların üzerine patlayıcı mühimmat bırakılmasıydı. Üçüncüsü ise siviller evlerine ve topraklarına ulaşmaya veya buralarda işlerini yapmaya çalışırken hedef alınarak, “Sarı Hat” olarak bilinen bölgenin çevresinde ateş hâkimiyeti kurulması amacıyla bu dronların kullanılmasıydı.

Birinci örüntü kapsamında Euro-Med Monitor’ün saha ekibi, 12 yaşındaki Abdullah Nur Said Davas’ın 11 Nisan 2026 akşamı öldürülmesini belgeledi. Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda bulunan Ebu Hüseyin Okulları ile El-Fahura Sağlık Merkezi çevresindeki yerinden edilmiş kişilere bir kuadkopterden doğrudan ateş açılmıştı. Ekip ayrıca 26 yaşındaki Fatıma Zehra Ramzi Ahmed el-Ma‘ni’nin 21 Mayıs 2026’da Deyr el-Belah’ın doğusunda aynı tür bir drondan açılan ateşle öldürülmesini belgeledi. Bunun yanı sıra 62 yaşındaki Nidal İyd Selmi Ebu Halib’in 11 Ekim 2025’te, Han Yunus’un kuzeydoğusundaki El-Karara’da ailesinin evini kontrol etmeye giderken bir İsrail kuadkopterinin doğrudan ateş açması sonucu öldürüldüğünü belgeledi.

İkinci örüntü kapsamında Euro-Med Monitor, 6 Aralık 2025’te Beyt Lahiya’daki El-Atatra Kavşağı yakınında bulunan bir grup sivilin üzerine kuadkopterden patlayıcı mühimmat bırakılması sonucu en az üç sivilin öldürülmesini belgeledi. Ayrıca 20 Şubat 2026’da İsrail’e ait bir dronun Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki çadırına bomba bırakması sonucu Fadi Adil Halif’in, 17 Temmuz 2026’da ise Beyt Lahiya’daki Ebu Temmam Okulu yakınlarına bomba bırakılması sonucu 52 yaşındaki İnam Abdullah el-Attar’ın öldürüldüğünü belgeledi.

Üçüncü örüntü, “Sarı Hat” çevresindeki bölgelerde ateş hâkimiyeti kurmak ve sivilleri topraklarına ve geçim kaynaklarına ulaşmaya çalışırken hedef almak amacıyla kuadkopterlerin kullanılmasını kapsıyordu. Euro-Med Monitor, 42 yaşındaki çoban Ra’fet Adil İbrahim Berike’nin 22 Mayıs 2026’da Refah’ın kuzeybatısında, “Sarı Hat” yakınındaki Eş-Şakuş bölgesinde bu tür bir drondan açılan ateşle öldürülmesini belgeledi. Ayrıca çiftçi Hamuda Fayık el-Attar’ın, İsrail kuvvetlerinin bölgedeki hat boyunca ilerlediği 29 Ağustos 2026 tarihinde El-Masdar köyünün doğusundaki arazisinde çalışırken öldürüldüğünü belgeledi.

Çocuklar da bu hassas silahın kurbanları arasındaydı. Euro-Med Monitor’ün saha belgeleri, örüntü bakımından Brown Üniversitesi Watson Enstitüsü bünyesindeki Savaşın Maliyetleri Projesi’nin 17 Haziran 2026’da yayımladığı çok disiplinli raporun bulgularıyla örtüşüyor. Rapor, hazırlanmasına katılan bir doktorun Ağustos-Eylül 2024 arasında Gazze Şeridi’ndeki hastanelerde görev yaparken incelediği ve belgelediği, silahla vurularak öldürülen veya yaralanan çocuklarla ilgili 18 vakaya dayanıyordu. Çocukları hastaneye getiren tanıklar, vakaların yüzde 90’ında ateşin kuadkopterlerden açıldığını bildirdi. Yaraların çoğu ise baş, boyun, göğüs veya karın bölgesine isabet eden tek ve küçük kalibreli mermilerden kaynaklanmıştı.

Raporda, her biri röntgen görüntüleri veya klinik fotoğraflara ve tanık ifadelerine dayanan şemalarla desteklenen beş ayrıntılı vaka sunuldu. Vakalardan biri, insani bölge olarak belirlenmiş bir alanda sokakta oynarken yaralanan yedi yaşındaki bir çocukla ilgiliydi. Çevredeki başka hiç kimse açılan ateşten etkilenmemişti. Üç vakada yapılan tıbbi, görüntüleme ve balistik incelemeler, mermilerin giriş açılarıyla izledikleri güzergâhların yukarıdan geldiği ve bunun bir drondan açılan ateşle uyumlu olduğu sonucuna vardı. Bu olaylar 2024’te yaşanmış olsa da bulgular, Euro-Med Monitor’ün daha sonraki bir dönemde belgelediği örüntüyle örtüşmekte ve çocuklara doğrudan ve kasıtlı biçimde hassas, hedef gözeten ateş açıldığına dair güçlü kanıt oluşturmaktadır.

Euro-Med Monitor ayrıca doğrudan bir kuadkopterden vurulması sonucunda kalıcı hareket engeli oluşan bir çocuğun yaralanma koşullarını belgeledi. Bu vaka, İsrail kuvvetlerinin hiçbir haklı gerekçe olmaksızın öldürmek ve ağır zarar vermek için bu dronları kasten kullandığına dair ek kanıt sundu.

Han Yunus’un güneyindeki Kizan Reşvan’da yaşayan ve “Sarı Hat” yakınındaki Es-Sikke bölgesine yerinden edilen 11 yaşındaki Emir Muhammed Halil Şa‘s’ın babası, Euro-Med Monitor ekibine verdiği ifadede yaşananları şöyle anlattı:

“12 Ağustos 2026 günü, gıda paketi almamız için bizi çağıran bir kısa mesaj aldım. Öğleden sonra oğlum Emir’le belirlenen depoya gittim. Saat 17.00 civarında, Es-Sikke Mahallesi’ndeki yerleşim bölgemize yürüyerek dönerken terk edilmiş konutların arasında alçaktan uçan bir kuadkopterden rastgele ve yoğun ateş açıldı. Ardından patlayıcı bir bomba bırakıldı. Şiddetli bir patlama meydana geldi ve etrafa şarapnel parçaları saçıldı. Metal parçaları oğlum Emir’in kafatasına ve uyluğuna saplandı; kafatası kemiklerinde kırıklara ve ağır hasara yol açtı. Bunun sonucunda uzun süre bilincini kaybetti. Nasır Hastanesi’ne götürüldü. Doktorlar, birkaç dakika daha geç gelseydi beynindeki iç kanama nedeniyle öleceğini söylediler. Sağlık ekipleri kanamayı kontrol altına almayı başardı; ancak kafatasına saplanan parçalar, yerel imkânlarla çıkarılamadı. Çocuk kalıcı bir hareket engeli yaşadı ve yürüme ya da ayakta durma kabiliyetini kaybetti. Sağlık ekipleri mevcut yerel tedavi seçeneklerinin tükendiğini bildirdi ve kafatasına saplanan parçaların çıkarılması için tedavi amacıyla yurt dışına götürülmesini tavsiye etti.”

Operatörün ateş açmadan önce hedef alınan kişiyi açıkça görebilmesi, statüsünü ayırt edebilmesi ve hareketlerini takip edebilmesi, ardından tek bir mermiyle veya güdümlü mühimmatla vurabilmesi; özellikle de hedef silah taşımayan ve tehdit oluşturmayan bir çocuk, çiftçi ya da çoban olduğunda yanlış hedef tespiti gerekçesini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, söz konusu sivillerin kazara vurulmadıklarını, saldırının hedefi olarak kasten seçildiklerini göstermektedir.

Bu sivillerin hedef alınması, onları öldürme kastını ortaya koymakta ve hem kasten öldürme hem de sivillere doğrudan saldırı suçunu oluşturmaktadır. Bunların ikisi de savaş suçudur. Bu davranışlar Gazze’deki sivil halka yönelik yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak ve bu saldırının bilincinde olunarak gerçekleştirildiği için insanlığa karşı suç niteliğindeki öldürme fiilini de oluşturmaktadır. İsrail’in soykırım gerçekleştirmesi bağlamında bu eylemler, koruma altındaki Filistinli grubun üyelerinin öldürülmesi şeklindeki maddi fiil kapsamına girer. Diğer eylemler, politikalar ve açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde de Filistin halkının esaslı bir bölümünü oluşturan Gazze’deki Filistinlileri yok etmeye yönelik özel kastın ek kanıtını oluşturur.

Euro-Med Monitor, başta Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne taraf devletler olmak üzere uluslararası topluma; İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere karşı işlediği bütün uluslararası suçları, bunların başında da silahlı kuadkopterler kullanılarak sivillerin kasten öldürülmesi dâhil çeşitli fiil ve uygulama yöntemleriyle gerçekleştirilen soykırım suçunu durdurmak için acil ve eş güdümlü adımlar atma çağrısında bulunuyor. Bu devletleri, soykırımı önleme ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesini sağlama yükümlülüklerini yerine getirmek üzere mevcut bütün siyasi, ekonomik, diplomatik ve hukuki araçları kullanmaya; söz konusu suçların devamına katkıda bulunan her türlü destek veya yardımdan kaçınmaya çağırıyoruz.

Euro-Med Monitor ayrıca devletlere, Birleşmiş Milletlere ve uluslararası soruşturma mekanizmalarına bu saldırılarla ilgili bütün delillerin korunması ve elde edilmesini sağlamak için acil önlemler alma çağrısında bulunuyor. Bu deliller arasında dron kamera kayıtları, uçuş ve konum verileri, ateş açma kayıtları, kullanılan mühimmat türleri, görev emirleri, angajman kuralları ve hedefleme verilerinin yanı sıra saldırı emrini veren veya saldırıyı onaylayan operatör ve komutanların isimleri de yer almaktadır. Bu delillerin yok edilmesi, değiştirilmesi veya gizlenmesi önlenmelidir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısını da Filistin’deki Durum’a ilişkin devam eden soruşturmaya silahlı kuadkopter kullanımını dâhil etmeye; operatörlerin, hedefleme emri veren veya bu emirleri onaylayan kişilerin bireysel cezai sorumluluğunun yanı sıra bu suçların işlendiğini bilen veya bilmesi gereken ve bunları önlemek ya da sorumluları cezalandırmak için gerekli önlemleri almayan komutanların sorumluluğunu soruşturmaya çağırıyoruz.

Euro-Med Monitor ayrıca İşgal Altındaki Filistin Toprakları —Doğu Kudüs dâhil— ve İsrail Hakkındaki Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonuna; bu olayları sistematik bir kasıtlı öldürme örüntüsü olarak soruşturma, kullanılan dron ve mühimmat türlerini, bunların üreticileriyle tedarikçilerini ve ilgili tedarik zincirlerini belirleme ve konuyla ilgili bütün kayıtları, dijital verileri ve askerî emirleri talep etme çağrısında bulunuyor.

Devletleri, silahlı dronların ve bunların parçalarının, mühimmatlarının, sensörlerinin, hedefleme ve takip yazılımlarının, bakım hizmetlerinin, eğitimlerinin, teknik yükseltmelerinin ve yedek parçalarının İsrail’e ihraç edilmesi, aktarılması, yeniden ihraç edilmesi veya finanse edilmesinin yanı sıra bunlara aracılık edilmesini de kapsayan acil ve kapsamlı bir yasak uygulamaya çağırıyoruz. Ayrıca mevcut ruhsatların ve sözleşmelerin askıya alınması, bu suçların işlenmesine katkıda bulunabilecek veya bunu kolaylaştırabilecek her türlü askerî ve güvenlik iş birliğinin durdurulması çağrısında bulunuyoruz.

Euro-Med Monitor ayrıca üreticileri ve tedarikçileri bu tür kullanımlara imkân verebilecek her türlü doğrudan veya dolaylı desteği kesmeye; sistemlerindeki parçaların izini sürmeye; satış, son kullanıcı, bakım ve yükseltme kayıtlarını korumaya ve uluslararası soruşturma mekanizmalarıyla tam iş birliği yapmaya çağırıyor.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü devletleri ayrıca, bu suçlardan sorumlu olduğundan şüphelenilen kişileri soruşturmaya ve yargı yetkisinin bulunduğu durumlarda —evrensel yargı yetkisi temelinde olanlar dâhil— ulusal mahkemelerinde yargılamaya; bu suçlara karışan yetkililer ve kuruluşlara hedefli yaptırımlar uygulamaya; uluslararası müfettişler ile adli tıp uzmanlarının Gazze Şeridi’ne erişimini sağlamak için çalışmaya; tanıkları ve hayatta kalanları korumaya ve mağdurlarla ailelerinin hakikate, adalete ve eksiksiz tazminata erişim haklarını güvence altına almaya çağırıyor.

Kaynak: euromedmonitor.org