Görsel: 16 Eylül 2025’te Botsvana’nın Gaborone kentindeki Diamond Trading Company’de düzenlenen basın turu sırasında işlenmemiş bir elmas sergileniyor. [Sello Motseta/AP Photo]
Botsvana bu hafta ülke genelinde düzenlenen Elmas Jübile kutlamalarıyla Britanya’dan bağımsızlığının 60. yılını kutluyor. Bu yıl dönümü, ülkenin geçirdiği dönüşümün boyutlarını gözler önüne seriyor. Eski Bechuanaland Protektorası 1966’da yalnızca 12 kilometre asfalt yola, 22 üniversite ve yaklaşık 100 ortaöğretim mezununa sahip olan, dünyanın en yoksul ülkelerinden biriydi.
Altmış yıl sonra Botsvana, sömürge sonrası Afrika’nın en çarpıcı kalkınma sicillerinden birine sahip üst-orta gelirli bir ülke konumunda. Botsvana ekonomisi 1965 ile 1980 arasında yılda ortalama yüzde 13,9 büyüdü. Kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH), 2025’e gelindiğinde yaklaşık 7 bin 800 dolara ulaştı. Bu rakam, Güney Afrika’nın yaklaşık 6 bin 600 dolarlık seviyesinden daha yüksekti. Güney Afrika’nın kıtanın en büyük ve en çeşitlendirilmiş ekonomilerinden biri olduğu düşünüldüğünde bu, çarpıcı bir tersine dönüşü ifade ediyor. Ancak Botsvana’nın büyümesinin önemi yalnızca büyümenin boyutunda değil, ülkenin bununla ne yaptığına da dayanıyor.
Botsvana 1994’te Birleşmiş Milletlerin en az gelişmiş ülkeler kategorisinden çıkan ilk ülke oldu. Dünya Bankası bugün Botsvana’yı üst-orta gelirli bir ekonomi olarak sınıflandırıyor ve yaşanan değişim ülkenin her yerinde görülebiliyor. Karayolu ağı 2024’e gelindiğinde yaklaşık 35 bin kilometreye ulaşmış, nüfusun yüzde 80,2’si elektriğe erişim sağlamıştı. 2022 nüfus sayımına göre Botsvana halkının yüzde 66,5’i kentlerde yaşıyordu. Bu oran 1971’de yalnızca yüzde 9,1’di.
Kamu yatırımları eğitime erişimi de büyük ölçüde genişletti. Botsvana’da 2022 itibarıyla 192 bin 151 ortaöğretim öğrencisi bulunuyordu. 2024’e gelindiğindeyse 60 bin 287 öğrenci yükseköğretim kurumlarına kayıtlıydı. Bağımsızlığını kazandığında yalnızca 22 üniversite mezununa sahip olan ülke, bugün yükseköğretim düzeyinde on binlerce öğrenci yetiştiriyor.
Kazanımlar eğitim alanıyla sınırlı kalmadı. Botsvana’nın ulusal yoksulluk oranı 2002-2003 dönemindeki yüzde 30,6 seviyesinden 2022 itibarıyla tahminen yüzde 14,5’e düştü. Kamu sağlık hizmetleri de bu dönüşümle birlikte genişledi. Bugün Botsvana halkının yüzde 85’i bir sağlık kuruluşunun beş kilometre yakınında yaşıyor ve doğumların neredeyse tamamı sağlık kuruluşlarında gerçekleşiyor.
Botsvana’nın HIV’e verdiği karşılık daha da dikkat çekicidir. Botsvana, 2002’de Afrika’nın ilk ulusal, ücretsiz ve kapsamlı HIV tedavi programını başlattı. Dünya Sağlık Örgütü 23 yıl sonra Botsvana’yı, anneden çocuğa bulaşmayı ortadan kaldırma yolunda Altın Kademe statüsüne ulaşan, HIV yükü yüksek ilk ülke olarak tanıdı. HIV’le yaşayan hamile kadınların yüzde 98’i tedavi görüyor, çocuklara bulaşma oranı yaklaşık yüzde 1,2’ye düşmüş bulunuyor ve ortalama yaşam süresi bugün 69 yıl seviyesinde.
Siyasi istikrar da demokratik değişim sürecinde devam etti. Seçmenler, Botsvana Demokratik Partisinin 58 yıllık iktidarının ardından 2024’te muhalefetteki Demokratik Değişim Şemsiyesi’ni (UDC) iktidara taşıdı ve görevden ayrılan hükümet yönetimi barışçıl biçimde devretti.
Botsvana’nın başarıları siyaset ve ekonominin ötesinde de giderek daha görünür hâle geliyor. Letsile Tebogo, 2024 Paris Olimpiyatları’nda ülkenin ilk olimpiyat altın madalyasını kazandı. Collen Kebinatshipi bir yıl sonra 400 metrede dünya şampiyonu oldu. Botsvana, Mayıs 2026’da Dünya Atletizm Bayrak Yarışları’na Gaborone’de ev sahipliği yaparak Afrika’da bir ilki gerçekleştirdi ve organizasyonu kendi seyircisi önünde erkekler 4x400 metre şampiyonluğunu kazanarak tamamladı.
Botsvana’nın ekonomik ve toplumsal ilerlemesinin büyük bölümünün temelinde elmas zenginliğini yönetme biçimi yatıyor.
Botsvana bugün De Beers ile ortak elmas madenciliği girişimi Debswana’nın yüzde 50’sine sahip. Ülkenin egemen varlık fonu Pula Fonu ise zenginliğinin bir bölümünü gelecek nesiller için koruyor ve ekonomiyi madenlerle bağlantılı makroekonomik şoklara karşı destekliyor. Yedi buçuk aylık ithalata karşılık gelen döviz rezervleri de ek bir mali koruma sağlıyor. Devlet elmasları yalnızca ihracattan elde edilen beklenmedik bir kazanç olarak görmek yerine maden gelirlerini kamu hizmetlerini, altyapıyı ve ekonomik kalkınmayı finanse etmek için kullanmaya devam ediyor.
Ancak Botsvana bütün başarılarına rağmen bu ilerlemenin büyük bölümünü finanse eden emtiaya karşı hâlâ savunmasızdır. Elmaslar son on yılda mal ihracatının neredeyse yüzde 90’ını oluşturdu. Hâlâ ulusal gelirin yaklaşık üçte birini, döviz kazançlarının ise dörtte üçünü sağlıyor.
Doğal elmaslar, lüks ürünlere yönelik talebin zayıflamasıyla ve fiyatın çok küçük bir bölümüne satılan laboratuvarda üretilmiş taşların artan rekabetiyle karşı karşıya kaldı. Küresel talep zayıfladığında Botsvana bunun sonuçlarını hemen hissetti. Ekonomi 2024’te yüzde 2,8, 2025’teyse yüzde 0,7 küçüldü.
Ekonomik gerileme, Botsvana’nın zaten ciddi olan istihdam sorununu daha da ağırlaştırıyor. Son hane halkı araştırmasına göre işsizlik oranı yüzde 21 düzeyinde. Bu oran 15 ile 35 yaş arasındaki kişilerde yüzde 28,9’a yükseliyor.
Botsvana kaynak lanetinden büyük ölçüde kaçındı; ancak elmaslara yönelik ağır bağımlılığını hiçbir zaman aşamadı. Ülkenin 60. yılındaki temel sorun artık elmasları kalkınmaya nasıl dönüştüreceği değil, elmaslar olmadan da ayakta kalabilecek bir refahı nasıl yaratacağıdır.
Bu, elmasların ötesine bakmayı gerektiriyor. Botsvana’nın De Beers ile 2025’te imzaladığı anlaşma, devlete ait Okavango Diamond Company’ye Debswana üretiminin yüzde 30’unu veriyor. Bu oran 2030’dan sonra yüzde 40’a, daha sonraysa potansiyel olarak yüzde 50’ye çıkacak. Anlaşma ayrıca mücevher üretimi, elmas derecelendirmesi ve mesleki eğitim hükümleri de içeriyor. Botsvana çıkardığı her taştan mümkün olan en yüksek değeri elde etmelidir. Ancak elmasları işlemek, parlatmak ve pazarlamak ülkenin elmas bağımlılığına son vermeyecektir.
Botsvana’nın şimdi daha geniş ve daha dayanıklı bir ekonomiye ihtiyacı var. Bunun bazı temelleri şimdiden atılmış durumda. Hanelerin yüzde 68,9’u 2024’te internet erişimine sahipti; bu oran on yıl önce yüzde 40,6’ydı. Ancak bu bağlantı olanakları henüz çok sayıda işe dönüşmedi. Bilgi ve iletişim teknolojileri, 2025’te toplam istihdamın yalnızca yüzde 2’sini oluşturuyordu. Botsvana, bağlantı olanaklarını Botsvana halkına iş sağlayan ve ülke sınırlarının ötesine satış yapan yazılım, finansal teknoloji, dijital hizmet ve teknoloji şirketlerine dönüştürmek için gerekli becerilere yatırım yapmalıdır.
Turizm, hâlihazırda yaklaşık 50 bin 500 kişiye, yani toplam istihdamın yüzde 6,7’sine iş sağlayan ve hizmet ihracatının yüzde 60’ından fazlasını oluşturan başka bir mevcut güçtür. Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 40’ını koruma altına alan doğayı koruma modeli, Botsvana’ya üzerinde gelişebileceği bir varlık sunuyor.
Ekonomik çeşitlenme bol miktarda enerji gerektirecektir. Maun’da 500 megavatlık ve 500 megavatsaatlik batarya depolama kapasitesine sahip bir güneş enerjisi tesisi inşa ediliyor. Ucuz ve güvenilir yenilenebilir enerji yalnızca evleri aydınlatmakla kalmayıp imalatı, veri merkezlerini ve yeni sektörleri de destekleyebilir.
Botsvana ayrıca daha fazla işletmenin bölgesel ve küresel ölçekte rekabet etmesine yardımcı olmalıdır. Özel sektör satışlarının yüzde 95’inden fazlası hâlâ ülke içinde gerçekleşiyor ve araştırmaya katılan şirketlerin yalnızca yüzde 9’u herhangi bir ihracat yapıyor. Daha fazla Botsvanalının işletme kurabilmesi, bunlara sahip olabilmesi, onları büyütebilmesi ve yeni ekonomiden yararlanabilmesi için finansmana ve eğitime erişmesi gerekiyor.
Elmasları yollara, okullara ve sağlık hizmetlerine dönüştüren kurumlar artık altmış yılda biriken becerileri, altyapıyı ve sermayeyi teknoloji, enerji, imalat ve ihracata dayalı yeni bir ekonomi kurmak için kullanmalıdır.
Botsvana’nın sicili, kaynak zengini diğer Afrika devletleriyle keskin bir tezat oluşturduğu için ülke kendi sınırlarının ötesinde de önem taşıyor. Dünya Bankasının mevcut en güncel verilerine göre Zambiya’nın ihracatında bakır hâkimken Zambiyalıların yüzde 71,7’si günde 3 dolardan az gelirle yaşıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti bakır ve kobalt bakımından zengindir; ancak halkının yüzde 85,3’ü aynı sınırın altında yaşamaya devam ediyor. Afrika’nın en büyük petrol üreticisi olan, petrol zengini Nijerya’da ise nüfusun yüzde 41,8’i günde 3 dolardan az gelirle yaşıyor.
Botsvana, belirleyici sorunun bir ülkenin maden zenginliğine sahip olup olmaması değil; bu zenginliği kimin kontrol ettiği, gelirlerinin nasıl korunduğu ve devletin bunları daha iyi konutlara, daha güçlü altyapıya, güvenilir kamu hizmetlerine ve daha fazla ekonomik güvenceye dönüştürüp dönüştürmediği olduğunu gösteriyor.
Afrika ülkeleri kritik madenleri üzerinde daha fazla denetim kurmaya çalışırken bu ders özellikle önemlidir. Maden zenginliği kaçınılmaz olarak yolsuzluk, çatışma veya yoksulluk doğurmaz. Başarı nihayetinde bu kaynakların daha üretken ekonomileri destekleyip desteklemediği, fırsatları genişletip genişletmediği ve insanların hayatlarını somut biçimde iyileştirip iyileştirmediğiyle ölçülmelidir.
Botsvana’nın 60. yılının taşıdığı daha geniş anlam budur: Sömürge sonrası iktidar doğru ellerde birkaç kişiye değil, çoğunluğa hizmet edebilir.
Setsvana dilinde eski bir söz vardır:
“Moenyane o pele lebone la waabo” — “Önden giden, ardından gelenlere ışık olur.”
Botsvana Afrika’nın yolunu aydınlatsın.
Kaynak: Al-Jazeera




