Filipinler gibi siyasetin gürültülü ve dramatik olduğu bir ülkede bile, Marcos ve Duterte aileleri arasındaki ittifakın çökmesi ve ardından başlayan sert siyasi savaş büyük bir sarsıntı yarattı. Ülkenin en güçlü iki siyasi hanedanını karşı karşıya getiren bu mücadelede herkesin gözü, hangi ailenin galip geleceğinde ve bunun Filipin demokrasisinin geleceği açısından ne anlama geleceğinde. Daha da önemlisi, bu hanedanlar arasındaki çatışma, Asya'nın en eski demokrasisinin en dikkat çekici özelliklerinden biri olan siyasi ailelerin ülkedeki süregelen hâkimiyetini simgeliyor.

Marcoslar ile Duterteler arasındaki bugünkü sert rekabeti daha da çarpıcı kılan nokta, iki hanedanın geçmişte müttefik olmasıdır. Mayıs 2022'de eski diktatör Ferdinand Marcos'un oğlu ve adaşı Ferdinand "Bongbong" Marcos Jr., oyların yüzde 58,8'ini alarak ezici bir zaferle devlet başkanı seçildi. Aynı seçimde, eski güçlü lider Rodrigo Duterte'nin kızı Sara Duterte-Carpio ise yüzde 61,5 oyla devlet başkan yardımcısı seçildi. (Filipinler'de devlet başkanı ile devlet başkan yardımcısı ayrı ayrı seçilmektedir.)

Marcos Jr.'ın 2022 seçimlerini kazanması, ailesi açısından olağanüstü bir geri dönüş anlamına geliyordu. Aile, 1986 yılında, Marcos Sr.'ın 14 yıllık diktatörlüğünün ardından gerçekleşen "Halkın Gücü (People Power)" Devrimi sırasında ülkeyi apar topar terk etmek zorunda kalmıştı.

Marcos Sr.'ın "Yeni Toplum" (New Society) rejimi döneminde siyasi muhalifler hapse atıldı, sivil toplum bastırıldı ve diktatörlük boyunca yaklaşık 3.257 yargısız infaz, 35 bin işkence vakası ve 70 bin siyasi tutuklama yaşandığı tahmin edilmektedir. Rejim yanlısı çetelerin muhalifleri öldürmesi ise alaycı biçimde "kurtarma (salvaging)" olarak adlandırılıyordu.

"Yeni Toplum" aynı zamanda olağanüstü düzeyde yolsuzluk ve kayırmacılıkla anıldı. Marcos, ayakkabı tutkunu eşi Imelda Marcos ve yakın çevresinin, aile 1986'da Hawaii'ye kaçana kadar ülkeden 10 milyar dolara kadar kamu kaynağını yağmaladığı tahmin edilmektedir.

Marcos ailesinin yeniden iktidara dönüşünde, Duterte ailesiyle kurduğu stratejik ittifakın büyük payı vardı. Bunun en önemli adımı da Marcos Jr.'ın seçimlerde Sara Duterte-Carpio'yu ortak aday olarak seçmesiydi.

Sara'nın babası Rodrigo Duterte, daha önce güneydeki Davao kentinin belediye başkanı olarak oluşturduğu sert suçla mücadele imajı sayesinde 2016 yılında devlet başkanı seçilmişti. Davao'daki görevinden dolayı kendisine "Cezalandırıcı (The Punisher)" lakabı takılmıştı.

Devlet başkanı olduktan sonra Duterte, en çok "uyuşturucuyla savaş" politikasıyla tanındı. Polisleri, Marcos Sr. dönemindeki "salvaging" operasyonlarını andıracak şekilde, uyuşturucu satıcısı veya kullanıcısı olduğundan şüphelenilen kişileri vurup öldürmeye teşvik etti.

Bu kampanya sırasında en az 5 bin, bazı tahminlere göre ise 27 bine kadar kişi öldürüldü. Ölenlerin önemli bölümünün yoksul şehir mahallelerinden küçük çaplı uyuşturucu satıcıları olduğu ileri sürülmektedir.

Buna rağmen Rodrigo Duterte görevini son derece yüksek bir halk desteğiyle bıraktı. Bunun önemli nedenlerinden biri, geleneksel Manila merkezli siyasi elitlere karşı bir "dışarıdan gelen" siyasetçi olarak görülmesiydi.

2022 seçimlerinde Marcos-Duterte "UniTeam" ittifakının zaferi, Filipinler'in en güçlü iki siyasi ailesinin destek tabanlarını birleştirmesinin sonucuydu.

Ancak bu ittifak uzun ömürlü olmadı.

"Bongbong" Marcos ile Sara Duterte arasındaki ilişkiler önce Sara'nın beklediği Savunma Bakanlığı yerine Eğitim Bakanlığı görevine getirilmesi nedeniyle bozuldu.

Daha sonra iki aile arasında çeşitli politika farklılıkları ortaya çıktı. Marcos yönetiminin Duterte dönemine kıyasla ABD'ye daha yakın bir dış politika izlemesi, Rodrigo Duterte'nin uyuşturucuyla savaşı hakkında yürütülen soruşturmalar ve Duterte çevresini hedef alan çeşitli yolsuzluk iddiaları gerginliği artırdı.

Sara Duterte, Temmuz 2024'te Eğitim Bakanlığı görevinden ve ardından kabineden istifa etti. Daha sonra eğitim bakanı olduğu dönemde gizli istihbarat fonlarını kötüye kullandığı iddiasıyla Kongre soruşturmasına maruz kaldı.

Kasım 2024'te ise yeni bir kriz patlak verdi. Sara Duterte, başına bir şey gelmesi hâlinde Marcos Jr., eşi ve dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı'nın öldürülmesi talimatını verdiğini söyledi.

İlişkilerin tamamen kopmasının ardından Mart 2025'te Rodrigo Duterte aniden tutuklanarak Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) gönderildi.

UCM, Duterte'nin uyuşturucuyla savaşı nedeniyle 2021 yılında resmî soruşturma başlatmıştı. Oysa Duterte iki yıl önce Filipinler'i mahkemenin yetki alanından çıkarmıştı.

Bugün 81 yaşında olan Duterte, Lahey'de tutuklu bulunuyor. Davasının 30 Kasım'da başlaması bekleniyor.

Rodrigo Duterte, hem Davao Belediye Başkanlığı hem de devlet başkanlığı döneminde işlendiği öne sürülen cinayet, işkence ve tecavüz suçları nedeniyle insanlığa karşı suçlarla yargılanıyor.

Olaylar Mayıs ayında daha da tırmandı.

Filipinler Temsilciler Meclisi, ezici çoğunlukla Sara Duterte'nin görevden alınması (impeachment) yönünde oy kullandı.

Görevden alma dosyasında; eğitim bakanlığı dönemindeki gizli fonların kötüye kullanılması, kaynağı açıklanamayan servet ve Marcos Jr. ile diğer kamu görevlilerine yönelik ağır tehditler yer alıyor.

ABD sistemine benzeyen Filipin anayasal düzenine göre, görevden alma kararı sonrasında asıl yargılamayı Senato yapıyor.

Eğer Sara Duterte Senato tarafından suçlu bulunursa, ömür boyu kamu görevinden men edilecek.

Bu durum, 2028 devlet başkanlığı seçimlerinde aday olma hedefi açısından büyük bir darbe olur. Marcos Jr. ise anayasa gereği tek dönem görev yapabildiği için yeniden aday olamayacak.

Şimdiye kadar yapılan hemen hemen bütün kamuoyu araştırmalarında ise Sara Duterte, 2028 seçimlerinin açık ara favorisi olarak görünmektedir.

Sara Duterte'nin siyasi geleceği artık Senato'nun elinde olduğundan, 24 üyeli üst meclisin başkanlığı için yaşanan son mücadele, Marcos ve Duterte yanlıları arasındaki vekâlet savaşı olarak yorumlandı.

Duterte kampı, 11 Mayıs'ta kısa süreliğine Senato'nun kontrolünü ele geçirdi.

Rodrigo Duterte'nin eski dışişleri bakanı ve eski başkan yardımcısı adayı Alan Peter Cayetano, 13 oyla Senato Başkanı seçildi.

Bu başarıda, aylardır saklanan Duterte'nin önemli müttefiklerinden Senatör Ronald dela Rosa'nın aniden ortaya çıkmasının büyük payı vardı.

Dela Rosa, Duterte döneminde ulusal polis teşkilatının başındaydı ve uyuşturucuyla savaşın en önemli uygulayıcısı olarak görülüyordu.

Uluslararası Ceza Mahkemesi hakkında Kasım 2025'te gizlice çıkarılan, daha sonra Mayıs ayında kamuoyuna açıklanan bir tutuklama kararı bulunuyor.

Mahkeme, dela Rosa'yı polisi sahte meşru müdafaa senaryolarıyla cinayetleri meşrulaştırmaya teşvik etmek, cezasızlık sözü vermek, belirli kişilerin öldürülmesini emretmek ve infaz operasyonları planlamakla suçluyor.

Dela Rosa bütün suçlamaları reddediyor.

Kasım ayından beri saklanan senatörün 11 Mayıs'ta Senato'da aniden ortaya çıkması güç dengesini değiştirdi ve Cayetano'nun Senato Başkanı seçilmesini sağladı.

Aynı gün Temsilciler Meclisi de Sara Duterte hakkında görevden alma kararı aldı.

O güne ait güvenlik kamerası görüntülerinde, Ronald dela Rosa'nın kendisini yakalamaya çalışan devlet görevlilerinden Senato koridorlarında ve merdivenlerinde kaçarak uzaklaştığı görülüyordu.

Dela Rosa yakalanmayı başardı ve yeni Senato Başkanı Cayetano tarafından hukuki dayanağı tartışmalı olan bir "koruyucu gözetim" altına alındı.

Bunun ardından üç gün süren gergin bir kuşatma yaşandı.

14 Temmuz gecesi olaylar daha da dramatik hâle geldi.

Senato binasında silah sesleri duyuldu ve bina tamamen kapatıldı.

Silahlı askerler binayı kuşattı.

Senato güvenliğine göre, Ulusal Soruşturma Bürosu (NBI) personeli ile güvenlik görevlileri arasında yaşanan gerginlik sırasında her iki taraf da uyarı ateşi açtı. Mucize eseri kimse yaralanmadı.

Ancak Marcos yönetimi bu açıklamayı reddetti ve NBI'ın Senato'ya saldırmadığını, dela Rosa'yı tutuklamaya yönelik bir operasyon planlamadığını ileri sürdü.

Yaşanan kargaşa sırasında firari senatör bir şekilde binadan kaçmayı başardı.

Daha sonra ortaya atılan iddialara göre silahlı olay, dela Rosa'nın kaçabilmesi için dikkat dağıtma amacıyla kullanılmış olabilirdi.

Firarın ardından Adalet Bakanı, Yüksek Mahkeme'nin dela Rosa'nın tutuklanmasını engelleme girişimini reddetmesi üzerine güvenlik güçlerine yakalama emri verdi.

Bu yazının kaleme alındığı sırada dela Rosa hâlâ firari durumdadır.

Duterte kampının Senato'da gerçekleştirdiği bu güç değişikliği ise uzun sürmedi.

17 Haziran'da Marcos yanlısı bir senatör, başka bir senatörün taraf değiştirmesi sayesinde Alan Peter Cayetano'yu Senato Başkanlığı'ndan uzaklaştırmayı başardı.

Bu sonuçta, Duterte yanlısı iki senatörün oylamaya katılamaması da etkili oldu. Ronald dela Rosa firardaydı; diğer bir senatör ise 1 Haziran'da, sahte taşkın kontrol projelerinden komisyon aldığı iddiasıyla tutuklanmıştı.

Duterte cephesi, görevden alma davasının başladığı gün bir darbe daha aldı.

Bir başka Duterte yanlısı senatör de zimmete para geçirme suçlamasıyla tutuklandı.

Böylece Sara Duterte, kendisini yargılayacak senatörler arasında üç önemli müttefikini kaybetmiş oldu.

Bunun davanın sonucunu etkileyip etkilemeyeceği ise henüz belirsizliğini koruyor.

Anayasaya göre mahkûmiyet kararı için Senato üyelerinin üçte ikisinin oyu gerekiyor.

Ancak savcılık, bu hesabın yalnızca yargılamaya fiilen katılabilen senatörler üzerinden yapılması gerektiğini savunuyor.

"Yüzyılın davası" 2028 seçimlerini nasıl etkileyecek?

Ülkenin en güçlü iki siyasi hanedanının mirasçıları arasındaki bu sert mücadele, Filipin siyasetinde ailelerin süregelen demir yumruğunu simgeliyor.

Siyasi hanedanlar birçok demokraside görülse de Filipinler'deki oranlar dikkat çekici düzeydedir.

Bir araştırmaya göre mevcut senatörlerin yüzde 83'ü, Temsilciler Meclisi üyelerinin ise yüzde 76'sı siyasi hanedanlara mensuptur.

Yerel yönetimlerde tablo daha da çarpıcıdır.

Toplam 17.983 seçilmiş yerel makamın 9.852'si, yani yüzde 54'ü, siyasi ailelerin kontrolündedir.

Bu ailelerin önemli bölümü, İspanyol sömürge döneminin sonlarında ortak arazilerin özelleştirilmesiyle güç kazanan mestizo toprak sahibi elitlerden gelmektedir.

Siyasi hanedanlar özellikle yerel yönetimlerde daha güçlüdür. Bunun nedenlerinden biri de Filipinler'in bölgesel ve dilsel çeşitliliğidir.

Ayrıca bu yapı, ülkenin sömürge öncesi kabile ve aşiret geleneklerine kadar uzanan tarihsel köklere sahiptir.

Birçok siyasi aile kendi bölgesiyle özdeşleşmiştir ve yerel siyaset adeta aile işi gibi yürütülmektedir.

Rekabetçi seçimlerde bile çoğu zaman yarış, farklı aileler arasında değil aynı ailenin üyeleri arasında yaşanmaktadır.

Bu açıdan Marcos-Duterte rekabeti, ülkenin kuzey-güney coğrafi ayrımını da yansıtmaktadır.

Marcos ailesinin en güçlü olduğu bölge Luzon Adası'nın kuzeyindeki "Sağlam Kuzey (Solid North)", Duterte ailesinin kalesi ise Mindanao Adası'ndaki "Sağlam Güney (Solid South)" olarak bilinmektedir.

Mindanao aynı zamanda Müslüman ayrılıkçı hareketleri ve kan davalarıyla tanınan bir bölgedir.

Araştırmalar, siyasi hanedanların hâkim olduğu bölgelerde yoksulluğun ve gelir eşitsizliğinin daha yüksek, yaşam standartlarının ise daha düşük olduğunu göstermektedir.

Bu ailelerin varlığı, iş dünyasını ve yabancı yatırımcıları da caydırmaktadır.

Çünkü siyasi aileler ile ekonomik elitler çoğu zaman dışarıdan gelecek rekabeti engellemek için birlikte hareket etmekte; madencilik, tarım ve ormancılık gibi sektörleri kendi kontrolleri altında tutmaktadır.

İzin ve kamu ihalelerine ulaşabilmek için doğru ailelerle ilişki kurma zorunluluğu, yatırımcılar açısından ciddi bir maliyet oluşturmaktadır.

Filipinler'i yönetmek, çok sayıdaki siyasi hanedanla sürekli pazarlık yapmayı gerektiriyor.

Bu nedenle merkezi bütçeden belirli seçim bölgelerine aktarılan kamu kaynakları anlamına gelen "pork barrel" siyaseti, yürütmenin yasama desteği sağlamasında en önemli araçlardan biri hâline gelmiştir.

Bu sistem uzun yıllardır yolsuzluk ve siyasi patronajın temel mekanizmalarından biri olarak eleştirilmektedir.

Son dönemde bunun en büyük örneği taşkın kontrol projeleri yolsuzluğu oldu.

Geçen yıl yapılan soruşturma, milletvekilleri, bayındırlık yetkilileri ve özel sektör müteahhitlerinin bu projeler üzerinden komisyon aldığını ortaya çıkardı.

Projelerin önemli bölümü ya kalitesiz malzemeyle inşa edildi ya da hiç yapılmadığı hâlde bütçeden ödeme gerçekleştirildi.

Toplam zararın 1 trilyon pesoyu (yaklaşık 12 milyar sterlin) aşabileceği tahmin edilmektedir.

Bazı hesaplamalara göre her taşkın kontrol projesinin bütçesinin en az yüzde 25'i komisyon olarak kesiliyordu.

Yılda yaklaşık 20 tropikal fırtına yaşayan Filipinler'de bu skandal büyük öfkeye yol açtı.

Şimdiye kadar iki milletvekili hakkında dava açıldı; üç senatör ve sekiz milletvekili hakkında da soruşturma yürütülüyor.

Bunlar arasında Devlet Başkanı Marcos'un kuzeni ve eski Meclis Başkanı Martin Romualdez de bulunuyor.

Sara Duterte'nin görevden alma davasının sonucu ve Marcoslar ile Dutertelerden hangisinin üstün geleceği, Filipinler'deki siyasi ailelerin gelecekte nasıl saf tutacağını ve servetlerini nasıl koruyacağını gösterecek.

Siyasi geleceğini düşünen senatörler, Sara Duterte'nin halk nezdindeki yüksek desteğini dikkatle izlemek zorunda kalacak.

Buna karşılık Marcos'un, mahkûmiyet sonrasında Sara'ya yeniden devlet başkan yardımcılığı teklif edebileceği yönündeki ihtimal de bazı senatörler için mahkûmiyet yönünde oy vermeyi teşvik edebilir.

Yargılama ilerledikçe ortaya çıkabilecek güçlü yolsuzluk ve yetkiyi kötüye kullanma delilleri de hem bazı senatörlerin kararını değiştirebilir hem de Duterte markasının seçmen nezdindeki gücünü zayıflatabilir.

Ancak hangi aile kazanırsa kazansın, Filipin siyasetinde siyasi hanedanların yıpratıcı hâkimiyetinin öngörülebilir gelecekte de devam edeceği anlaşılıyor.

 

Kaynak: engelsbergideas.com