İşgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Tarousa Dağı’ndaki yeni bir yerleşimin açılış töreni sırasında İsrailli yerleşimciler İsrail bayrağını kaldırıyor. Salı günü çekilen fotoğraf.
Fotoğraf: Hazem Bader / AFP / Getty Images
İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleştirilen İsrail emlak fuarı, işgal altındaki Filistin topraklarının uluslararası yatırımcılara pazarlanması nedeniyle büyük tepki çekti. Etkinlikte, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan yerleşim bölgelerindeki gayrimenkullerin de tanıtıldığı bildirildi.
Fuarda kullanılan dil tanıdıktı: “yatırım fırsatları”, “yüksek getiri”, “uluslararası portföyler” ve “geleceğin emlak piyasası”… Ancak bu pazarlama söylemlerinin arkasında çok daha karanlık bir gerçek bulunuyor. Londra’daki yatırımcılara sunulan birçok arazi ve mülk, Filistinlilerin sürgün edilmesi, topraklarına el konulması ve geri dönüş haklarının engellenmesi üzerine kurulu bir düzenin ürünüdür.

Londra’daki Büyük Gayrimenkul Etkinliği’ni tanıtan broşürler.
Fotoğraf: Dania Akkad / Declassified UK
Bugün Gazze’de, Batı Şeria’da ve mülteci kamplarında yaşayan milyonlarca Filistinli, ailelerine ait topraklara ulaşamazken; bu toprakların bir kısmı Avrupa’nın finans merkezlerinden biri olan Londra’da yatırım ürünü olarak satışa çıkarılabilmektedir. Bir başka ifadeyle, Filistinlilerin mahrum bırakıldığı mülkler üzerinden başkalarına kâr fırsatları sunulmaktadır.
Özellikle işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan yerleşim bölgelerinin fuarda tanıtılması, etkinliğin yalnızca ahlaki değil hukuki açıdan da tartışmalı olduğunu ortaya koymuştur. İngiliz hükümeti yıllardır bu yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu kabul etmektedir. Buna rağmen Londra’nın, hukuka aykırı kabul edilen bölgelerdeki mülklerin pazarlanmasına ev sahipliği yapması ciddi bir çelişki olarak değerlendirilmektedir.

2023 yılında görüntülenen Batı Şeria’daki İsrail yerleşimi Givat Ze’ev’de bulunan bir konut projesi, etkinlik broşürlerinde yer alan projeler arasındaydı. Fotoğraf: Ohad Zwigenberg / AP
Bu fuar, yalnızca bir emlak organizasyonu değildir. Aslında Filistinlilerin mülksüzleştirilmesinin normalleştirilmesi ve ekonomik bir fırsat gibi sunulmasının sembollerinden biridir. Bir yatırım broşüründe yer alan arazi, çoğu zaman yıkılmış bir evin, boşaltılmış bir köyün veya sürgüne zorlanmış bir ailenin hikâyesini taşımaktadır.
Londra’daki etkinlik, Batılı devletlerin Filistin meselesindeki ikiyüzlü yaklaşımını da gözler önüne sermiştir. Bir yandan Filistinlilerin haklarından söz edilirken, diğer yandan bu hakların gasp edilmesi üzerine kurulu ekonomik faaliyetlerin önünün açılması, uluslararası hukuk ve insan hakları söylemlerinin samimiyetini sorgulatmaktadır.

Bir İsrailli gazeteci, pazar günü Kuzey Londra’da düzenlenen gayrimenkul etkinliği önündeki protestodan canlı yayın yapıyor. Fotoğraf: Denise Baker / Getty Images
Filistinlilerin onlarca yıldır maruz kaldığı sürgün, işgal ve mülksüzleştirme politikaları bugün yalnızca askerî yöntemlerle değil; emlak şirketleri, yatırım fonları ve uluslararası piyasa mekanizmaları aracılığıyla da sürdürülmektedir. Londra’da düzenlenen bu fuar, Filistin toprağının bir ticaret metaına dönüştürülmesinin ve işgalin ekonomik olarak ödüllendirilmesinin son örneklerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir.
Filistinlilerin zorla çıkarıldığı topraklar üzerinde yatırım fırsatları aramak, sıradan bir ticari faaliyet değil; devam eden bir adaletsizliğin parçası hâline gelmektir. Bu nedenle Londra’da gerçekleştirilen fuar, yalnızca bir emlak etkinliği olarak değil, işgalin ve mülksüzleştirmenin uluslararası ölçekte meşrulaştırılması girişimi olarak değerlendirilmelidir.



