Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yıllar boyunca Yeni İdari Başkent’i, Kahire’nin trafik ve nüfus yoğunluğu sorunlarını çözmek ve rejimin “Yeni Cumhuriyet” olarak adlandırdığı yapının merkezi olmak üzere inşa edilen, Mısır’ın geleceğinin sembolü olarak tanıttı. Ancak eleştirmenler, bu projenin gerçek amacının idari verimlilik değil, yönetimin kendisini Mısır halkından yalıtması olduğunu savunuyordu. Bu hafta sonu düzenlenen ve “Octogon” (The Octagon) adı verilen Stratejik Komutanlık Karargâhı’nın açılışında Sisi’nin yaptığı açıklamalar ise bu görüşü doğrular nitelikteydi.
Hazırlanmış konuşmasının dışına çıkarak, “Devletin stratejik liderliğinin neden burada bulunduğunu size anlatmama izin verin.” diyen Sisi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir zamanlar Anayasa Mahkemesi ile Bakanlar Kurulu kuşatma altına alınmıştı. Bir gün Savunma Bakanlığı’nı tehdit ediyorlardı, başka bir gün Medya Prodüksiyon Şehri’ni kuşatıyorlardı. … Devletin başkentten taşınması zorunluydu ki bu tür olaylar bir daha yaşanmasın.”
“Octogon” adı, dünyanın en tanınmış askerî karargâhı olan Pentagon’a açık bir gönderme niteliği taşıyor. İngilizce bir isim tercih edilmesi de bu kompleksin sunuluş biçiminin bir parçası olarak görülüyor. Yapı, Mısır’ın bölgesel bir askerî güç olma hedeflerini temsil eden bir komuta merkezi olarak tanıtılıyor. Dokuz milyon metrekareyi aşan bir alana yayılan kompleks; Savunma Bakanlığı, Silahlı Kuvvetler Komutanlığı, veri merkezleri, güvenli iletişim ağları, simülasyon tesisleri ve siber güvenlik altyapısını içeren 13 ayrı bölgeden oluşuyor.
Octogon’in açılışı, beklenebileceği üzere büyük bir gösteri ve askerî tören eşliğinde gerçekleştirildi. Devlet tarafından hazırlanan yayın, projeyi tarihî bir başarı ve ulusal gücün simgesi olarak sundu. Yayında geniş açılı insansız hava aracı görüntüleri, orkestra müzikleri, farklı üniformalar içindeki Mısır Silahlı Kuvvetleri personelinin koreografili gösterileri ile birlikte, beyaz kıyafetler giyen Sisi’nin eşi İntisar Âmir ve kızı Aya’nın görüntülerine de yer verildi.
Tören kapsamında askerî bando gösterileri, hava gösterileri ve Sisi’nin on yılı aşkın bir sürenin ardından nadir görülen biçimde askerî üniforma giymesi dikkat çekti. Ana tören öncesinde helikopterlerin eşliğinde tesisi gezen Sisi’nin üniformasındaki çeşitli nişanlar sosyal medyada da tartışma konusu oldu. X platformundaki bir kullanıcı şu yorumu yaptı:
“Sisi hiçbir zaman muharebe görevinde bulunmadı ama muharebedeki cesaret nedeniyle verilen Askerî Cesaret Madalyası’nı takıyor. Bu nasıl oluyor?”
Ortadoğu Politikaları için Tahrir Enstitüsü’nün (Tahrir Institute for Middle East Policy) Genel Müdür Yardımcısı ve siyasal iktisatçı Timothy Kaldas’a göre Sisi’nin sözleri, Yeni İdari Başkent’in arkasındaki mantığın nadir görülen açık bir itirafı niteliğindeydi.
Kaldas, New Lines’a yaptığı açıklamada, “Sisi’nin konuşmasında da açıkladığı gibi Yeni İdari Başkent ve Octogon, gelecekte yaşanabilecek toplumsal huzursuzluklar veya protestolar sırasında rejimin kamuoyu baskısından daha az etkilenmesini sağlamak amacı taşıyor.” dedi.
“Her şeyden önce mesele rejimin güvenliğidir.”
Yakın zamanda yayımlanan Counterrevolution in Egypt: Sisi’s New Republic (Mısır’da Karşı Devrim: Sisi’nin Yeni Cumhuriyeti) adlı kitabında 2013 sonrası rejimin, 2011 halk ayaklanmasını mümkün kılan şartları nasıl ortadan kaldırdığını inceleyen Mısırlı sosyalist yazar ve aktivist Hüsam el-Hamalâvî ise, askerî kurumun Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden çıkardığı temel derslerden birinin şu olduğunu savunuyor: Rejim için en büyük tehdit dışarıdaki bir düşman değil, kitlesel halk hareketlerinin kamusal alanları işgal edebilmesi, devlet kurumlarını kuşatabilmesi ve iktidar merkezleri üzerinde baskı kurabilmesiydi. El-Hamalâvî’ye göre Octogon, bu anlayışın somut bir ürünüdür.
Açılış töreninin belki de en dikkat çekici yönlerinden biri, 2011 yılına yapılan sürekli göndermelerdi. Mısırlıların ekmek, özgürlük ve sosyal adalet talepleriyle sokaklara dökülmesinin üzerinden on beş yıl geçmiş olmasına rağmen, devrim Mısır devleti açısından hâlâ ibret verici bir olay olarak görülüyor. Sisi konuşmasında defalarca Ocak 2011 olaylarına atıfta bulunarak bunları Mısır’ın hâlâ etkilerini taşımakta olduğu ekonomik yıkımın kaynağı olarak gösterdi. Ancak Mısırlı doğrulama platformu Matsda2sh, resmî ekonomik verilerin Mısır’ın mevcut borç krizinin yalnızca bu ayaklanmaya bağlanmasını desteklemediğini belirterek bu iddialara sürekli itiraz ediyor.
2011 ayaklanmasının en belirleyici sloganlarından biri, “Halk ve ordu el ele” idi. Octogon ise bu sloganın tersine çevrilmiş hâlini temsil ediyor. Ordu artık halkın yanında duran bir güç olarak değil; fiziksel mesafe ve mekânsal kontrol anlayışı üzerine inşa edilmiş yeni bir şehrin merkezindeki devasa ve ağır şekilde tahkim edilmiş bir yerleşkede konuşlanmış durumda.
Bunu izleyenler için bu yaklaşım aslında yıllardır gözle görülür durumdaydı. Sisi, 2013 yılında iktidara geldikten sonra attığı ilk adımlardan biri olarak, Muhammed Mursi destekçilerinin Rabia Meydanı’ndaki oturma eylemlerini şiddet kullanarak dağıtma emri vermişti. Bu müdahalede binden fazla kişi hayatını kaybetmiş; İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bunu insanlığa karşı suç ve yakın tarihte göstericilere yönelik tek günde gerçekleştirilen en büyük katliamlardan biri olarak nitelendirmişti. Ancak Sisi hafta sonu yaptığı konuşmada bu tedbirleri siyasî değil, önleyici güvenlik tedbirleri olarak sundu.
“Kötülük yapanlar ve teröristler durmayacak.” diyen Sisi, “Biz de gerekli tedbirleri almak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
2013 yılındaki müdahalenin ardından Mısır devleti, kent mekânını daha kapsamlı biçimde yeniden şekillendirmeye başladı. Toplanma özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlayan yeni protesto yasalarının yanı sıra Tahrir Meydanı yeniden düzenlendi ve güvenlik önlemleri artırıldı. Yeni köprüler, otoyollar ve yol genişletme projeleri Kahire’nin büyük bölümlerini değiştirdi. Araştırmacılar ve şehir plancıları uzun zamandır bu değişikliklerin güvenlik güçlerinin şehir içinde daha kolay hareket etmesini sağlarken, kitlesel gösteriler ve yol kapatma eylemleri düzenleme kapasitesini azalttığını savunuyor.
Bununla birlikte Kaldas’a göre projenin önemi şehir planlamasının da ötesine uzanıyor. Yeni İdari Başkent ile Octogon, artan borç yükü ve kötüleşen yaşam standartları döneminde son derece yüksek bir maliyetle inşa edildi. İlk tahminler yeni başkentin maliyetini yaklaşık 58 milyar dolar olarak gösterirken, nihai rakam hâlâ netleşmiş değil. İnşaat çalışmalarının önemli bir bölümü ordu bağlantılı kuruluşlar tarafından yürütüldü ve bu sayede Silahlı Kuvvetler hem ekonomik alandaki rolünü hem de kurumsal nüfuzunu genişletti.
Kaldas şöyle dedi:
“Gerek rejim liderliğini genel halktan fiziksel olarak izole etmek suretiyle rejimin güvenliğini sağlamak açısından, gerekse ordu içerisinde sadakat satın alan mali kaynakları artırmak bakımından, bunların her ikisi de Mısır’ın diğer çıkarları yerine rejimin güvenliğine öncelik verilmesi anlamına geliyor.”
Kaldas ayrıca, bu yalıtılmış yapının oluşturulabilmesi için büyük çaplı borçlanmaya gidildiğini, inşaatların ordu eliyle yürütüldüğünü ve kaynakların başka önceliklerden bu projelere aktarıldığını belirtiyor.
El-Hamalâvî’nin değerlendirmesine göre ise Sisi’nin 2013 sonrasında iktidarını sağlamlaştırma süreci, Silahlı Kuvvetler, istihbarat teşkilatları, polis ve devlet kurumları arasındaki ilişkiyi rejimin bekası etrafında yeniden düzenleme çabasıydı. Bu süreçte ordu hem ekonomik hem de siyasî bakımdan güçlendirilirken, sivil yönetim ile güvenlik kurumları arasındaki sınırlar giderek belirsizleşti. Octogon ise bu daha geniş dönüşümün mimarî ifadesi niteliğinde; komuta, gözetim ve karar alma mekanizmalarının tek merkezde toplandığı ve yönetilen toplumdan fiziksel olarak ayrıldığı bir devlet anlayışını temsil ediyor.
HuMENA gibi insan hakları kuruluşları uzun süredir, bakanlıklar ile devlet kurumlarının kapılar ve güvenlik altyapısıyla çevrili tahkim edilmiş bir bölgeye taşınmasının, protesto düzenlemeyi çok daha zor hâle getirecek bir ortam oluşturmayı amaçladığını dile getiriyor. Benzer şekilde Rowaq Arabi araştırmacıları da bu projeyi, Mısır’ın siyasî ve askerî kurumlarının, 2011 ayaklanmasını mümkün kılan Kahire’nin tartışmalı kamusal alanlarından alınarak sıkı biçimde kontrol edilen yeni bir çevreye taşınması olarak değerlendirmişti. Sisi’nin bu hafta sonu yaptığı açıklamalar da bu değerlendirmeleri doğrular nitelikte.
Octogon başka bir soruyu da gündeme getiriyor: Askerî komuta merkezi, haberleşme sistemleri, veri altyapısı ve stratejik liderliğin tek bir noktada toplanması gerçekten mantıklı mı? Rejim eleştirmenleri bu görünen çelişkiye hızla dikkat çekti. X platformundaki bir kullanıcı şu yorumu yaptı:
“Silahlı Kuvvetler karargâhlarının büyük bölümünü tek bir yerde toplamak, bunların tek bir İsrail saldırısıyla tamamen yok edilmesi anlamına gelir. Sisi, ulusal güvenliği bencilce heba etti.”
Bu proje, yabancı bir orduya karşı alınmış bir tedbirden ziyade, ülke içindeki toplumsal huzursuzluk ihtimaline karşı oluşturulmuş bir güvenlik düzenlemesi olarak daha anlamlı görünüyor.
Octogon yalnızca bir askerî karargâh değildir; aynı zamanda Sisi’nin “Yeni Cumhuriyet”inin temel yönetim ilkesinin, yani rejim güvenliğini her şeyin önünde tutan anlayışın bir anıtıdır.



