Fotoğraf: Bu fotoğraf, Myanmar'ın Magway bölgesindeki Myit Chay'de Myanmar ordusu ile Halk Savunma Güçleri (PDF) arasında yaşanan çatışmaların ardından, bir binanın bulunduğu arazinin son hâlini göstermektedir. Fotoğraf, 20 Haziran 2026 tarihinde çekilmiştir. Fotoğraf: AFP / Getty Images.

Myanmar'da yönetimde bulunan askerî cunta, Mart ayında askerî komuta yapısını yeniden düzenledikten sonra siviller, ordunun giderek ağırlaşan baskıları ve yoğunlaşan hava bombardımanı kampanyasıyla karşı karşıya kaldı. Darbe lideri Min Aung Hlaing'in Nisan ayında ordunun başkomutanlığından sivil cumhurbaşkanlığına geçmesinin ardından cunta, çabalarını kontrolü pekiştirmeye yoğunlaştırdığı için siviller açısından yakın vadede bir rahatlama beklenmiyor. Bu değişikliklerin ardından yaşanan gelişmeler, siviller için daha ölümcül sonuçlar doğurdu.

Min Aung Hlaing'in görev değişimini mümkün kılan kısmi seçimlerin ardından, güvendiği müttefiki Ye Win Oo resmen ordunun başına geçti ve savaş yöntemlerinde taktiksel değişiklikler başlattı. Bu değişiklikler arasında, iki ila beş savaş uçağından oluşan özel birliklerin düzenli olarak konuşlandırılması ve tek bir hedefe karşı uzun süre devam eden hava saldırıları düzenlenmesi de yer aldı. ACLED, aynı hedefe yönelik tekrarlanan saldırılar nedeniyle daha az hava saldırısı olayı kaydetse de, bu saldırılar siviller açısından daha ölümcül sonuçlar doğurmakta ve sivil altyapıda büyük çaplı yıkıma neden olmaktadır.

Öte yandan, 2023 yılının sonlarında ordunun toprak kayıplarının ardından daha çok ayrım gözetmeyen askerî şiddete maruz kalan siviller, artık yeniden doğrudan hedef alınan saldırılarla da karşı karşıya kalmaktadır. Bu saldırılar arasında gözaltılar, kundaklamalar ve kaçırmalar yer almaktadır. Muson mevsimine denk gelen Haziran ayında bu saldırıların oranı bir miktar azalmış olsa da, Mayıs ayı Şubat 2024'ten bu yana sivilleri doğrudan hedef alan saldırıların en yüksek seviyeye ulaştığı dönem olmuştur (aşağıdaki grafiğe bakınız).

Ordunun 2026 yılı boyunca uyguladığı taktikler, sivillere yönelik baskının şiddetinde bir azalma değil, yalnızca baskı yöntemlerinde bir değişim olduğunu göstermektedir. ACLED'in Çatışmaya Maruz Kalma Aracı'na göre, 2026 yılından bu yana yaklaşık 20 milyon kişi, yaşadıkları yerin 5 kilometre yarıçapı içinde meydana gelen bir veya daha fazla şiddet olayına maruz kalmıştır. Ancak şiddetin niteliği, sıklığı ve yoğunluğu; kişilerin aktif çatışma bölgelerinde, ihtilaflı alanlarda ya da ordunun sıkı denetimi altındaki şehir merkezlerinde bulunmalarına göre farklılık göstermektedir.

Myanmar ordusu, sivillere yönelik ayrım gözetmeyen bombardımanlarını sürdürürken; gözaltıları, mülklerin tahrip edilmesi ve yağmalanmasını, ayrıca sivilleri doğrudan hedef alan saldırıları da artırdı. Temmuz 2023 – Haziran 2026

Muson mevsiminin başlamasıyla birlikte ordunun sivilleri hedef alan hava ve insansız hava aracı saldırılarının azalması muhtemeldir. Ancak bu saldırıların, muson döneminin Ekim ayında sona ermesinin ardından yeniden başlaması ve 2026 yılının geri kalanında devam etmesi beklenmektedir. Ordu, yoğun hava harekâtları ve hedefe yönelik saldırılarla kaybettiği bölgeleri geri almaya çalışırken, aktif çatışma alanlarındaki siviller yerlerinden edilmeye devam edecek; bir kısmı komşu ülkelere sığınacak, diğerleri ise sağlık hizmetlerine erişim eksikliği ve artan gıda güvensizliği de dâhil olmak üzere giderek ağırlaşan insani koşullarla karşı karşıya kalacaktır.

Ordu, uzaktan yürüttüğü şiddeti başlıca çatışma bölgelerine yoğunlaştırıyor, ancak saldırılar son derece ölümcül olmaya devam ediyor

ACLED, Chin, Kayin ve Rakhine eyaletleri ile Bago'nun doğusu, Magway ve Sagaing bölgelerindeki başlıca çatışma alanlarında uzaktan gerçekleştirilen şiddet olaylarında artış kaydetmektedir. 2026 yılının Ocak ayından bu yana uzaktan gerçekleştirilen şiddet olaylarının genel düzeyi kademeli olarak azalmış olsa da, ordunun karşı taarruzları — ki bunlar çoğu zaman hava ve insansız hava aracı saldırılarıyla desteklenen geniş çaplı kara harekâtlarını içermektedir — büyük ölçüde belirli çatışma bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Bu bölgelerde yaşayan siviller hava saldırıları, topçu ateşi ve diğer uzaktan gerçekleştirilen şiddet biçimlerine maruz kalmaktadır (aşağıdaki haritaya bakınız) ve bildirilen can kayıpları yüksek seviyelerde seyretmeye devam etmektedir.

Ordunun sürdürdüğü yıldırma stratejisi, psikolojik etkiyi en üst düzeye çıkarmak amacıyla sivil altyapıyı ve düğünler ile dinî bayram kutlamaları gibi toplu etkinlikleri hedef almaya devam etmektedir. Yerinden edilmiş kişilerin (IDP) barınağı olarak da sıkça kullanılan okullar, hastaneler, kiliseler ve manastırlar hedef alınmayı sürdürmektedir.

Direniş grupları tarafından işletilen gözaltı merkezleri, 2026 yılında giderek daha fazla saldırının hedefi hâline gelmiştir. ACLED, direniş güçlerine ait gözaltı merkezlerini hedef alan en az altı askerî hava saldırısı olayı kaydetmiş olup, bu saldırılarda bildirilen can kaybı 153'e ulaşmıştır. Zayıf hesap verebilirlik mekanizmaları ve sığınaklar gibi yetersiz sivil koruma önlemleri, sağlık çalışanları, hastalar ve savaş esirleri de dâhil olmak üzere Myanmar'daki sivilleri tehlikeye atan askerî operasyonların sürdürülmesine imkân sağlamaktadır.

Sivillere ve sivil mülklere yönelik saldırılar artıyor ve bunlar çoğu zaman vahşet eylemleriyle bağlantılı gerçekleşiyor

Ordu, yakıp yıkma politikasını sürdürmeye devam etmektedir. Data for Myanmar tarafından yayımlanan bir rapora göre, 2021 darbesinden bu yana kundaklamalar sonucu 125 binden fazla ev yok edilmiştir. Rapora göre bu olaylar ağırlıklı olarak ordunun baskınlar düzenlediği bölgelerde meydana gelmiştir.

Magway, Mandalay ve Sagaing bölgelerinin bazı kesimlerini kapsayan Myanmar'ın orta kesimlerindeki kurak bölge olan Anyar gibi yoğun çatışmaların yaşandığı alanlarda siviller, ordunun temizleme operasyonları sırasında kundaklama saldırıları ve toplu katliamlara karşı savunmasız kalmaya devam etmektedir (aşağıdaki haritaya bakınız). Bölgedeki çatışmaya bağlı can kayıpları büyük ölçüde silahlı çatışmalardan ve ordunun sivilleri hedef alan saldırılarından kaynaklanmaktadır.

ACLED, 2026 yılının ilk yarısında ordu tarafından gerçekleştirilen bir düzineden fazla toplu katliam kaydetmiş olup, bu saldırılarda 450'den fazla sivil hayatını kaybetmiştir. Bu ölümlerin yaklaşık %40'ı Anyar bölgesinde meydana gelmiştir.

Komşu çatışma bölgelerinin kesişim noktasındaki stratejik konumu, büyük askerî üslere yakınlığı ve Çin-Myanmar Ekonomik Koridoru kapsamındaki kritik altyapının bölgede bulunması nedeniyle Anyar'ın, hem ayrım gözetmeyen hava saldırılarının hem de hedefe yönelik saldırıların yaşandığı bir katliam sahası olmaya devam etmesi muhtemeldir.

Ordunun genişleyen gözetim kapasitesi, hedefe yönelik gözaltılardaki artışı yansıtıyor

Kent merkezlerinde yaşayan siviller giderek artan ölçüde gözetim ve dijital baskıya maruz kalmaktadır. Bu uygulamalara çoğu zaman gece yapılan misafir kayıt kontrolleri ve toplu gözaltılar eşlik etmektedir. Zorla askere alma da dâhil olmak üzere hedefe yönelik gözaltılar ve kaçırma olayları, en yoğun şekilde ordunun sıkı kontrolü altındaki Yangon, Ayeyarwaddy ve Mandalay bölgelerindeki şehir merkezlerinde görülmektedir. Tanintharyi bölgesinde ise bu tür olayların seviyesi daha düşük olmakla birlikte kayda değer düzeydedir (aşağıdaki haritaya bakınız).

Ordu, muhalifleri tespit etmek, takip etmek ve gözaltına almak amacıyla, diğer dijital gözetim mekanizmalarının yanı sıra Kişi İnceleme ve İzleme Sistemi (Person Scrutinization and Monitoring System – PSMS)'ni de fiilen uygulamaya koymuştur. Yapay zekâ destekli güvenlik kameraları ile ulusal kimlik kayıtlarını ve biyometrik verileri içeren veri tabanlarının birlikte kullanılması, ordunun nüfusu izleme ve yönetimine karşı çıkan kişileri tespit etme kapasitesini önemli ölçüde artırmıştır.

Bunun yanı sıra, ordu yanlısı ağlar da rejimi eleştiren sosyal medya kullanıcılarını takip etmektedir. Ordunun kendi verilerine göre, 2024 yılı ile 2026 yılının Mayıs ayı arasında internet ortamında paylaşılan içerikler nedeniyle 20 binden fazla kişi gözaltına alınmıştır. Bu gözaltıların önemli bir bölümü, son seçim süreci ile mevcut askerî yönetimin görevi devraldığı geçiş döneminde gerçekleşmiştir.

Ortaya çıkan tablo, ordunun yeni toprak kazanımları elde etmesi hâlinde, zorlayıcı uygulamalara ve insan hakları ihlallerine maruz kalan sivil nüfusun oranının daha da artmasının muhtemel olduğunu göstermektedir.

Kaynak: ACLED