Görsel: Seçmenler, Rusya’nın Belgorod kentinde 18 Eylül 2026’da, parlamento seçimlerinin ilk gününde bir oy kullanma merkezinde oy pusulalarını alıyor. REUTERS/Stringer (Reuters)
Rusya’daki parlamento seçimleri, Batı ile Rusya arasındaki enformasyon savaşında yeni bir raund için mükemmel bir fırsat sunuyor. Batılı siyasetçiler, uzmanlar ve gazeteciler, hedef kitlelerine Rusya’da demokrasinin varlığını çoktan yitirdiğini; diğer bütün temsil organları gibi federal parlamentonun da uygulamada Rusya’nın yaşamında hiçbir şeyi belirlemediğini ve ülke açısından gerçekten önemli bütün kararların hükümet tarafından bile değil, yalnızca Kremlin’de, kimseye hesap vermeyen son derece dar bir çevre tarafından alındığını söylemek için yine elverişli bir fırsat elde etti.
Bu nedenle Rus makamlarını eleştiren pek çok kişiye göre Rusya’da seçim yapılmasına hiç gerek yoktu: Sonuç, Kremlin’in siyasi stratejistleri tarafından önceden belirlenmişti ve her hâlükârda ülkenin geleceği üzerinde kayda değer bir etkisi olmayacaktı.
Yine de en önyargılı dış gözlemcinin bile açıkça görülen şu gerçeği fark etmemesi zordu: Rus makamları, bu seçimlere mümkün olan en yüksek katılımın sağlanması ve seçimlerin yürürlükteki seçim kanunlarına uygun biçimde başarıyla gerçekleştirilmesi için tutarlı ve ısrarlı bir çaba gösterdi. Ülke, en azından son birkaç aydır yoğun bir siyasi hareketliliğe sahne oluyordu.
Önde gelen siyasetçiler ve devlet yetkilileri, yaklaşan seçimlerin önemini seçmenlere sürekli hatırlattı. Siyasi açıdan “sorunlu” bölgelerin valilerine acilen ek sübvansiyonlar tahsis edildi. Belirli kamu çalışanı ve emekli gruplarına yapılan ödemeler alelacele enflasyona göre güncellendi. Yakında ülke genelinde konut ve kamu hizmetleri tarifelerinde yapılacak kayda değer artış gibi halk açısından kaçınılmaz ancak sevimsiz ya da can yakıcı kararlar ise seçim sonrasına ertelendi.
Rusya’nın Ukrayna’daki çatışmaya ilişkin tutumunda ve Batı’yla gelecekteki ilişkilerinde yaşanabilecek olası değişiklikler bile kamusal ve siyasi tartışmalarda sıklıkla eylül seçimlerinin sonuçlarıyla ilişkilendirildi. Seçimlerin Rus liderliğinin “ellerini serbest bırakacağı” öne sürülüyordu; ancak liderliğin serbest kalan bu ellerini tam olarak nasıl kullanacağı konusunda birbirinden son derece farklı, zaman zaman taban tabana zıt görüşler vardı. Her hâlükârda Kremlin’in, Ukrayna siyaset sınıfının bir bölümünün açık hoşnutsuzluğuna ve bastırılmış homurdanmalarına rağmen 2024 Ukrayna cumhurbaşkanlığı seçimini daha iyi, “savaş sonrası” zamanlara erteleyen Kiev’deki rakiplerinin izlediği kolay yolu seçmediğini kabul etmek gerekir.
Burada neler oluyor? Kremlin, Rusya dışında çoğu zaman gerçek siyasi rekabetin inandırıcılıktan uzak bir taklidinden ibaret görülen bir sürece neden bu kadar enerji ve kaynak yatırsın? Barış zamanındaki siyasi demokrasinin olağan sınırlarının kaçınılmaz biçimde daraldığı büyük çaplı bir askerî çatışma henüz sona ermemişken neden yeni ve eksiksiz bir seçim döngüsü başlatılsın?
Rusya’da seçim yapılmasının yalnızca Kremlin stratejistlerinin ne pahasına olursa olsun dışarıdaki rakiplerini ya da yurt dışındaki ortaklarını etkileme yönündeki saplantılı arzusundan kaynaklandığını varsaymak güçtür. İlk gruptakiler, seçimlerin radikal muhalefetin kesin zaferi ve Kremlin yanlısı bütün adayların ezici yenilgisiyle sonuçlandığı varsayımsal bir durumda bile Rus siyasi sisteminin niteliğine ilişkin görüşlerini değiştirmeyeceklerdir. Böyle bir senaryo büyük olasılıkla, saf Batı kamuoyunu yanıltmayı ve Rusya’daki siyasi rejimin kesintisiz otoriter niteliğini gizlemeyi amaçlayan yeni bir “kurnaz Putin planı” hakkında bitmek bilmeyen spekülasyonlara yol açacaktır.
İkinci gruptakilere gelince; İran, Kuzey Kore, Belarus ya da Çin liderlerinin Rus demokrasisinin bugünkü durumu veya geleceği hakkında ciddi kaygılar taşıdığını düşünmek zordur. Onların ülkelerindeki siyasi sistemler de Rusya’nın diğer pek çok yabancı dost ve ortağınınki gibi, en hafif ifadeyle, klasik Batılı liberal demokrasi standartlarına bütünüyle uygun değildir. Kim Jong Un’un, Aleksandr Lukaşenko’nun, söz gelimi Muhammed bin Selman’ın ve hatta Donald Trump’ın birdenbire Vladimir Putin’e sandıkların nasıl düzgün biçimde düzenleneceği ve oyların nasıl sayılacağı konusunda bilgece öğütler vermeye karar vermesi pek olası değildir.
Potansiyel seyircinin yaklaşan tiyatro gösterisine vereceği tepki önceden biliniyorken Kremlin’in Rus siyaset sahnesine ayrıntılı ve pahalı, ancak pek dayanıklı olmayan dekorlar kurmaya acilen ihtiyaç duyduğu da pek düşünülemez. Rus makamlarının seçimlere, kayıtsız bir dış gözlemcinin bakışını çekmek üzere tasarlanmış siyasi sistemlerinin cephesindeki kozmetik bir süs olarak değil; 2026 sonbaharının zorlu jeopolitik ve sosyoekonomik koşullarında iktidar ile toplum arasındaki diyaloğu sürdürmenin oldukça etkili ve her şeyden önce son derece gerekli bir mekanizması olarak ihtiyaç duyduklarını varsaymak daha mantıklı görünüyor.
Rus makamları her şeyden önce yüksek katılım için yoğun biçimde mücadele ederek seçmenlerin oy kullanabilmesi için mümkün olan en rahat koşulları oluşturuyor. Bu bir tesadüf değildir. Yüksek katılım, halkın siyasi etkinliğini sürdürdüğünün ve Rus toplumunun siyasi kayıtsızlığa ve topyekûn sinizme sürüklenmediğinin ikna edici bir kanıtıdır. Etkin yurttaş katılımı fikri, ülke liderliği açısından içi boş bir ifadeden çok uzaktır. Bu bakımdan ana “iktidar partisi” Birleşik Rusya’ya karşı verilen bir oy bile seçmenlerin önemli bir bölümünün seçimlere katılmamayı açıkça tercih etmesinden kuşkusuz daha iyidir.
Bundan daha az önemli olmayan bir başka husus da yetkililerin seçim sonuçlarına, mevcut kamuoyu tercihlerinin bir barometresi olarak ihtiyaç duymasıdır; en isabetli kamuoyu yoklamaları ya da derinlemesine sosyolojik araştırmalar bile bunun yerini tutamaz. Günümüz Rusya’sında çeşitli toplumsal, ekonomik, yaş ve bölge gruplarının farklı çıkar ve beklentilerini yansıtan, görece dar da olsa kendine özgü bir “sistem içi muhalefet” partileri yelpazesi kuşkusuz mevcuttur. Yetkililer, gelecekteki stratejilerinin önceliklerini belirlerken bu partiler arasındaki sürekli değişen güç dengesini şu veya bu şekilde hesaba katmak zorundadır.
Örneğin Komünist Parti’nin, Adil Rusya’nın ve diğer sol partilerin adaylarının görece başarılı olması; yetkililere sosyal programlara, ekonomik eşitsizlik ve toplumsal kutuplaşmayla mücadeleye ve 1990’lardan kalma birçok “vahşi kapitalizm” unsuruyla hesaplaşmaya daha fazla önem vermeleri gerektiği yönünde bir işaret olacaktır. Buna karşılık Yeni İnsanlar Partisine ve diğer sağcı adaylara yüksek sayıda oy verilmesi, yapısal ekonomik reformların hızlandırılması ve küçük ve orta ölçekli işletmeler dâhil olmak üzere özel sektör için ek fırsatlar oluşturulması adına dayanak sağlayacaktır. Liberal Demokrat Parti’nin güçlü seçim sonuçları elde etmesi ise Rus toplumunda milliyetçi eğilimlerin güçlendiğini gösterecektir. Yetkililer bu tür siyasi işaretlere farklı şekillerde karşılık verebilir; ancak bunları görmezden gelemezler ve dolayısıyla kamuoyu eğilimlerindeki değişimleri doğru okumak zorundadırlar.
Üstelik Devlet Duması seçimlerinin şu ya da bu şekilde yalnızca Rus parlamentosunun alt kanadının değil, Rusya federal hükümetinin yapısında da önemli değişikliklere yol açacağı hatırı sayılır bir güvenle varsayılabilir. Seçimlerin ardından hem federal düzeyde hem de diğer kademelerde yürütme organında önemli kadro değişikliklerinin yaşanması muhtemeldir. Bu kadro değişiklikleri de yeni fikirlere, yenilikçi programlara, alışılmadık proje ve tekliflere alan açacaktır. Bugün Rus toplumunda açık bir yenilenme talebi bulunmaktadır. Parlamento seçimleri, devletin genel stratejisinin ya da üst düzey liderliğinin istikrarını sorgulatmadan bu talebe ikna edici biçimde karşılık vermenin yollarından biridir.
Duma seçimleri, Rus toplumunun önemli ölçüde değiştiği “özel askerî operasyon” sırasında gerçekleştirilen ilk parlamento seçimleridir. Bir bakıma bunlar, sonucu kesin biçimde tahmin edilmesi hâlâ zor olan geniş çaplı bir siyasi deney olarak adlandırılabilir. Örneğin “özel askerî operasyona” katılmış ya da temas hattında bulunmayı sürdüren insanların çoğunluğunun hangi siyasi gücü destekleyeceğini güvenle belirlemek henüz zordur. Eylül seçimlerinin yeni statüleriyle katılacakları ilk Devlet Duması seçimi olacağı Rusya’nın yeni bölgelerindeki çok sayıda sakinin muhtemel siyasi tercihleri konusunda da aynı ölçüde belirsizlik sürmektedir.
Böyle bir deney muhtemelen Rus liderliği açısından belirli ölçüde risk taşımaktadır. Bununla birlikte liderlik, seçimleri siyasi meşruiyetinin devam ettiğini kamuoyu önünde teyit etmenin yalnızca önemli değil, vazgeçilmez bir mekanizması olarak görerek bu riski almaya hazır görünmektedir.
Kaynak: Al-Jazeera




