Görsel kolaj: The Intercept / Fotoğraflar: Aaron M. Sprecher/AP, Ryan Murphy/Getty Images.

Bir hafta içinde federal göçmenlik görevlileri Maine ve Teksas'ta iki kişiyi vurarak öldürdü. Florida'da ise ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi) görevlilerinden kaçmaya çalışan bir kişi kamyon çarpması sonucu hayatını kaybetti. Ayrıca yakın zamanda bir başka kişi de, iddiaya göre gerekli ilaçları verilmediği için ICE gözetimindeyken yaşamını yitirdi.

Bu ölümler, federal göçmenlik görevlilerinin nasıl bu kadar geniş yetkilere sahip olduğu ve neden bu kadar az denetlendiği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Bu hafta The Intercept Briefing programında sunucu Akela Lacy, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU)'nden Naureen Shah ile American Immigration Council'dan Nayna Gupta'yı ağırlayarak, Trump yönetiminin göçmenlere karşı yürüttüğü politikaları ülke genelindeki yerel topluluklara taşıyan ulusal bir kolluk gücünün oluşturulmasının sonuçlarını ele aldı.

Shah şöyle diyor:

"Trump yönetiminin ICE ve Sınır Devriyesi'ne sağladığı 240 milyar dolarlık ek kaynak, zaten federal düzeydeki en büyük kolluk kuvvetleri olan bu kurumları şimdiye kadar gördüğümüzden çok daha büyük hâle getirdi. Bütçeleri, dünyadaki birçok, hatta çoğu ordunun bütçesinden daha büyük."

Shah sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Mesele sadece kimi işe aldıkları ya da aldıkları eğitim değil; asıl mesele en üst kademeden kendilerine verilen mesajdır. Alex Pretti ve Renee Good'un öldürülmesinden sonra verilen mesaj açıkça şuydu: Yaptığınız eylemler nedeniyle dokunulmazlığa sahipsiniz. Esasen verilen mesaj, 'Bunun yanınıza kâr kalacak. Endişelenmeyin.' şeklindeydi."

Shah ayrıca şunları söylüyor:

"Yönetimin en üst düzeyinden verilen mesaj son derece açık: Kamu güvenliğine etkisini umursamadan, ortaya çıkabilecek ölümleri ya da diğer zararları dikkate almadan mümkün olduğunca çok insanı gözaltına alın."

Bu kurumlara Kongre tarafından ayrılan bütçe, kapsamlı bir göç reformu konusunda atılan adımların çok önüne geçmiş durumda. Gupta ise, Cumhuriyetçilerin hem göçmen karşıtı kampanyalar yürüttüğünü hem de milyonlarca Amerikalının oy kullanma hakkını sınırlandırmaya çalıştığını belirterek, bunun en etkili çözümünün vatandaşlığa giden bir yol açılması olduğunu ve bu önerinin her iki partiden de geniş destek gördüğünü söylüyor.

Gupta şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Bu yönetimin yürüttüğü göçmenlik uygulamalarıyla oy kullanma hakkı arasında açık bir bağlantı olduğu konusunda hiçbir şüphe yok. Asıl soru şu: Böyle bir ortamda, aşırı sağın oluşturduğu tabanı ve bu meseleyi siyasallaştırma biçimini aşabilecek kadar geniş bir destek koalisyonu oluşturabilecek uygulanabilir çözümler ve reformlar nasıl sunabiliriz?"

Sözlerini şöyle tamamlıyor:

"Bence bu tür tartışmalar, aşırı sağın göçmenlik sistemini yalnızca göçmenlere zarar vermek için değil, oy kullanma hakkı gibi temel demokratik hakları da hedef almak için araçsallaştırmasına karşı çok daha etkili bir panzehirdir."

Kaynak: theintercept.com/